ads

SON YAZILAR

Metabolizmanızı hızlandırın, kilo almayın


Metabolizmanızı hızlandırın, kilo almayınDiyet yapmama rağmen bir türlü kilo veremiyorum' ya da 'Yediklerime dikkat ediyorum, ama yine de şişmanlıyorum' diyenlerin aradığı cevap, metabolizma hızının ne kadar olduğunda saklı.

1 Dakikada 10 kkal üzerinde enerji harcamayı sağlamak pek mümkün değil iken; kişinin aynı süre içerisinde 200 – 300 kkal enerji alması söz konusu olabilir. O nedenle şişmanlık tedavisinde sadece alınan enerjiye değil, harcanan enerjiye de odaklanmak önemlidir.

Uzman Diyetisyen Turgay Köse, metabolizma hızının kilo alıp verme üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.

Metabolizma hızı nedir?

Tam bir dinlenme durumunda, organların çalışması, vücut ısısının korunması gibi yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan zorunlu enerji harcamasına 'Metabolizma Hızı' denir. Metabolizma hızının düşük olması, çok fazla yemek yenilmemesine ya da diyet yapılmasına rağmen kilo vermeyi engelleyebilir, hatta kilo bile aldırabilir.

Metabolizma hızının düşük olması az yenilmesine veya diyet yapılsa da yavaş kilo vermeye sebep olabilmektedir. Metabolizma hızına göre hesaplanmış dengeli bir diyet ve egzersiz programıyla zayıflandığı takdirde metabolizma hızınızın azalması engellenebilir. Ayrıca diyet süresince ağırlık kaybının ne doğrultuda olacağını da tahmin etmek ve hayal kırıklıklarından kurtulmak mümkün olabilmektedir.

Metabolizma hızı neden yavaşlar?

İlerleyen yaş, hareketsizlik, hormonal dengesizlikler, hipotiroit gibi bazı rahatsızlıklar, sürekli kilo alıp vermeler, zayıflama uğruna düşük kalorili diyetler uygulamak metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Tüm çabalara rağmen kişi kilo veremiyorsa, metabolizma hızını ölçtürmesi ve/veya bazı kan tetkiklerini yaptırmasında yarar var. Belki de fazla kiloların altında yatan bir hastalık söz konusudur.

Peki, metabolizma hızı nasıl hesaplanır?

Bazal metabolizma hızıyla ilgili internette veya kitaplarda çeşitli formüller yer almaktadır. Ancak bu hesaplar kişinin yaşı, cinsiyeti, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Öte yandan vücut bileşiminin yani kas kitlesinin metabolizma hızı üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle aynı yaş, cinsiyet, boy uzunluğu ve vücut ağırlığına sahip 2 kişinin fiziksel aktivite dereceleri birbirinden farklılık göstereceği için metabolizma hızları aynı olamaz. Halbuki standart formüller bu farkı göz ardı ettiği için doğru sonuç veremez. Metabolizma hızı parmak izi gibi düşünülmeli, her birey için farklı olacağı unutulmamalıdır. Neyse ki artık metabolizma hızını Armband Metabolik Holter adı verilen bir cihazla hesaplamak mümkün. Tansiyon aletine benzeyen bu cihaz 3 gün boyunca kolun üst kısmına takılıyor. Uyku ve dinlenme zamanları da dahil tüm aktivitelerinizi 72 saat süre ile dakika dakika raporluyor. Daha sonra bu veriler bir bilgisayara aktarılıp uygun bir beslenme ve spor programı hazırlanabiliyor.

Metabolizma hızını artırmak için neler yapılabilir?

Beslenmede yağ miktarı sınırlandırılmalı. Vücutta yağ yüzdesinin azalması metabolizma hızının artmasına sebep olacaktır. Yağ vücutta kaslara oranla daha az enerji harcadığı için bazal metabolik hız azalır ve vücut ağırlığını korumak için daha az enerjiye gereksinim duyulur. Vücutta kas oranının artırılması da metabolizma hızının artmasına sebep olur. Yeterli protein tüketimi ve haftada 3 – 4 kere 30 – 40'ar dakika yapılacak düzenli egzersiz vücutta kas kitlesinin artmasını sağlar. Az ve sık beslenme metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için 5 – 6 öğünden oluşan beslenme şeklini benimsemek gerekir. Uzun süren açlık durumlarında metabolizma hızı düşer. Bu nedenle diyet yaparken light süt / yoğurt / ayran, kepekli bisküvi, küçük sandviç, kuru veya taze meyve gibi besinler ara öğün olarak seçilebilir. Günlük 2 – 2,5 litre sıvı tüketimi de vücutta metabolik işlemlerde de kullanılacağından önemlidir

Kaynak:Haberturk.com

Saçınızın sağlıklı görünmesinin 10 kuralı


Düz saçların her bir telinde altı kat epiderm koruma tabakası vardır ve bu kadar çok koruma tabakası başka hiçbir saç tipinde yoktur.

Saçlarınız ipek gibi, zarif, dümdüz. Omuzlarınızdan aşağıya uzanıyor ve yapısı gereği son derece parlak ve sağlam. Bunun nedenini biliyor musunuz? 

Çünkü düz saçların her bir telinde altı kat epiderm koruma tabakası vardır ve bu kadar çok koruma tabakası başka hiçbir saç tipinde yoktur. Yani; dış katmanlar, saçı saç kurutma makinesi, UV ışını ve zorlu hava koşullarından koruyan bir kalkan görevi görür.  Saçınız düzse ve sürekli sağlıklı görünmesini istiyorsanız bu 10 kuralı okuyun ve bilmeniz gereken her şeyi öğrenin.

1. Yıkama: Dikkat! Şampuan saçlarınızın parlaklığını azaltırken, saç kremi de yanlış uygulandığı takdirde iz bırakabilir. Düz saçları yıkarken ilk adım, yıkama öncesinde saçı hazırlamaktır. İpucu ister misiniz? Öncelikle saç uçlarınızın kurumasını önlemek için saçınızın ucuna saç kremi sürün. Daha sonra sadece saç derisine ve köklerine şampuan uygulayın. Şimdi saçlarınızı açma zamanı. Dikkat: Bunu yaparken mutlaka tarak kullanın. Saçınızın ürünü emmesi için birkaç dakika bekleyin ve iyice durulayın. Saçınızı durularken su ılık olmalıdır.

2. Sonsuza kadar parlak: Diyelim ki saçlarınız bakımlı , güçlü ve sizi de çok mutlu ediyor (erkeklerden de sürekli iltifat alıyorsunuz). Ama... Saçlarınızı bu kadar parlak hale getirmek için ne kadar zamandır uğraşıyorsunuz? Saçınızın, Hollywood yıldızlarınınki kadar mükemmel görünmesi için size bir ipucu verelim: Saçlarınızı yıkamak için, gelişmiş formüllü ürünler kullanın. Özetlemek gerekirse, göz açıp kapatıncaya kadar, ürünün bütün kalıntılarını temizleyebilir ve saçlarınızı yüzde yüz daha parlak hale getirebilirsiniz.

3. Dikkatli kurutma: Duştan çıktığınızda saçlarınızı havlu ile kurulayın ama kesinlikle ovalamayın. Yani havluyu saçınıza kesinlikle Mısır türbanı gibi dolamayın! Saçı havlu ile kurulamanın doğru yöntemi, havluyu yavaşça saçınızın üzerine yerleştirmek ve avuç içlerinize fazla suyu almaktır. Sonuç olarak düz saçlarınız yumuşak, hafif ve taranmaya hazır olacaktır.

4. Süper güçlü kokteyl: Düz ve sert terimleri bir arada kullanılamaz. En azından saçınızda. Bu nedenle saçınızın kuru olduğunu fark ederseniz, düz saçlarınız için uygun ürünler (şampuan, saç şekillendirici ve saç kremi) kullanmaya başlamalısınız. Özel olarak geliştirilmiş formülü ile saçları yatıştırarak düzlüğü artıran, saç teli üzerinde yağ tabakası oluşturan ve böylece saçta daha homojen yüzey sağlayan ürünler seçmelisiniz. Sonuçta saçlarınızda pürüzsüz bir yüzey elde eder ve saç köklerine koruma sağlarsınız. Uygun saç kremleri, saçın genel görünümünü, dokusunu, kayganlığını, parlaklığını ve kolayca şekil almasını sağlayacak ve böylece saçınız daha düzenli görünecektir. Kuru ve yıpranmış bir saç istemezsiniz değil mi? O zaman seçiminizi doğru yapın ve tanrıçalara yakışan sonsuz bir parlaklık elde edin.

5. Başınıza silikon: Eğer saçlarınızın eski gücünü özlüyorsanız belki de 4 numaralı öneriyi uygulamıyorsunuzdur. Her zaman silikon bazlı saç bakım kremi ve maske kullanın çünkü silikon saçı nemlendirir ve koruma sağlar. Saçınız da doğal bir parlaklık kazanır. Ayrıca, silikon gerçek anlamda sihir etkisi yaratır. Çünkü saçı kökünden yatıştırır, saç telinin kapanmasını sağlar ve termal şekillendirici aletler ve saç arasında bir bariyer oluşturur, sürtünmeyi ve ısının saça verdiği zararı azaltır. Saçlarınıza şık ve günlük bakım sağlayan silikonun faydalarından yararlanın. 

6. Aletlerin bilinçli kullanımı:  Yanlış kullanılan saç kurutma makinesi, dümdüz saçlarınızın en kötü düşmanı olabilir. Bu nedenle gelişmiş bir kurutma tekniği, daha sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmanıza yardımcı olur. Saçınız yıpranmışsa, düzleştirmeden önce tamamen kurutmanız gerektiğini unutmayın. Saçlarınızın sağlıklı  mı? Cevabınız evet ise, saçınızın sadece yüzde 70'ini kurutun ve "doğal" kurumaya bırakın. Kuaförünüzün saçınızı nasıl kurttuğuna dikkat edin. Saç kurutma makinesinin ağzını (saç telinin düz kalmasını sağlamak için) saç teli yönünde tuttuğunu fark edeceksiniz. Bu nedenle, hava akışını saç uçlarına doğru tutarsanız, maksimum sonuç alırsınız. Saç teli daha esnek olur ve sonuç olarak da saçınızda mükemmel bir düzlük olur. Harika!

7. Havalı şekillendirme : En karmaşık saç modellerini yaparken bile saç tipiniz en önemli konudur. Doğal bir görünüm mü istiyorsunuz, ne çok tepeden ne de çok alçak olan bir atkuyruğunun sade şıklığını mı? İddiasız bir stil için organze kurdele ile bağlamak da mükemmel bir yoldur. Saçlarınızı arkaya doğru tarayabilir veya iddialı bir görünüm için yana ayırarak daha çarpıcı hale getirebilirsiniz. Bonus ipucu: Askısız, seksi bir elbise giyerek saç stilinizin etkisini artırın.

8. Tanı koruma: Aşırı hassas ciltler gibi, düz saçlar da dış etkenlere-kimyasal maddelere, fırçalamaya, UV ışınlarına açıktır. Özellikle de ince telli saçlar. Bu faktörler saçın daha da zayıflamasına , mat görünmesine ve yoğunluğunu kaybetmesine neden olur. Bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmanın ve düz saçlarınızın canlılığını korumanın sırrı, cildinizde olduğu gibi nemlendirmektir. Aktif yumuşatıcı malzemeler ve ışık yansıtan mikro partikül ile fiber tarafından emilen çift besleyici etkili ürünleri seçin. Bir tavsiye ister misiniz? E vitaminli ve filtreli ürünleri seçin. Çünkü bu ürünler koruma sağlayacak, hasarı onaracak ve saçlarınızın ihtiyaç duyduğu bölgeleri düzleştirecektir. Düz saçlarınıza iyi bakın! Düz saçlarınızı sevin!

9. Güneşin altında bile modaya uygun: Sahilde veya havuz kenarında zaman geçirirken düz saçlarınızı şekle sokmak ve ideal görünümü yakalamak mı istiyorsunuz? İşte yapmanız gerekenler: Öncelikle saçlarınızı ıslatın ve geriye doğru tarayın. Daha sonra ortadan ikiye ayırın ve ayrı ayrı bükün. Son olarak, bükülmüş iki tutamı alın, birlikte bükün ve uçlarını, üzerinde taş veya deniz kabukları olan bir lastik toka ile bağlayın. Bu son moda görünümün daha uzun sürmesi için birkaç toka ile tutturun ve saçın dağılmasını önlemek için biraz sprey sıkın. Bu modelin faydası, yüzünüzün açılması, stilli görülmesi ve kolayca yapılmasıdır. Ayrıca, bu modeli başarılı bir şekilde uygulamayı öğrenirseniz, gün boyu kullanabilirsiniz.

10. Kuru saç kesimi: Mükemmel! Saçınızın dokusu, çok istediğiniz saç modelini denemeye müsait. Evet, o hep istediğiniz saç kesimini yapmanın zamanı geldi. Ünlü saç tasarımcılarına göre, düz saça şekil vermek çok kolay ve çok çeşitli seçenekler kullanılabilir. Bir modeli seçip kuaförünüze talimatları verdiğinizde, yüz şekliniz, tarzınız ve yaşam koşullarınız etkili olur. Ama şu ayrıntıyı da unutmayın: Kuaförünüze saçlarınızı ıslatmadan kuru kesim yapmasını söyleyin. Böylece, kesim bitip nasıl göründüğünü size göstermek için tuttuğunda ve "Nasıl olmuş?" diye sorduğunda kötü bir sürprizle karşılaşmazsınız. Daha önce başınızdan kötü bir deneyim geçti değil mi? 

Kaynak:ivillage.mynet.com

Dahiliğin sırrı annelerin sütünde


Dahiliğin sırrı anne sütündeAnne sütünün önemi büyük. Uzmanlara göre dahiler, 1 ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler arasından çıkıyor.

Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan, "dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140'ın üzerinde olan dahi çocuklar çıkmadığı görülmüştür" dedi.

Arslan, anne sütünün yeni doğmuş bir bebek için en önemli gıda olduğunu vurguladı. Anne sütünün her bebeği 6. ayın sonuna kadar bütün her şeyiyle besleyebilecek özelliği bulunduğunu, dolayısıyla anne sütü alırken bir bebeğin su dahil başka herhangi bir ek gıda almasına gerek olmadığını söyleyen Arslan, "Anne sütü 6. ayın sonuna kadar içindeki suyu, yağı, şekeri ile protein oranları, vitaminleri, mineralleri ile bebeği tam olarak besler. Anne sütü alan bir bebek aynı zamanda daha huzurludur ve daha zeki olur. Anne sütü almış bin bebeğin baş çevresi, boyu, kilosu belli bir oranda artar ve bebek büyür" diye konuştu.

Zeka puanları daha yüksek

Yapılan araştırmaların anne sütünün üstün özelliklerini ortaya koyduğunu, anne sütü ile beslenen bebeğin sağlıklı geliştiği ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğunun belirlendiğini anlatan Arslan, anne sütünün zeka üzerindeki etkisinin de artık araştırmalarda açıkça ortaya konulduğunu vurguladı.

Anne sütü ile beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre zeka puanlarının daha yüksek olduğunun tespit edildiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti:

"Bir yaşını doldurmuş bebeklerin anne sütüne çok fazla ihtiyaçları yoktur, çünkü ek gıdaya başlanmıştır. Bir-iki yaş arasında bebeklerin anne sütüne devam etmelerinin iki faydası vardır. Birincisi anne ile bebek arasındaki duygusal ilişki devam eder, ikincisi bebeklerin zeka puanı yükselir. Bir yaş ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde dahi dediğimiz çocuklar çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140'ın üzerinde dahi çocuklar çıkmamıştır."

Anne sütü ve mama

Annenin bebeğini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemesi gerektiğini, anne sütü almasına rağmen istenilen kiloya ulaşmayan bebekte, mamaya başlamak yerine enfeksiyonlardan şüphelenilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, şöyle devam etti:

"Bir annenin kendi sütü bebeğine herhangi bir zarar vermez. Zaten doğada da bunu görüyoruz, yavrulayan bir koyun kuzusuna kendi sütünü veriyor, yavrulayan bir at kendi tayına kendi sütünü veriyor, dışarıdan bir başka besin aramıyor. Biz de bir bebek dünyaya getiriyoruz, anne sütünün dışında bir besin aramak doğru değildir. Zorunlu hallerde, örneğin annenin belirli hastalıklarının bulunması, ruh hastası olması dışında anne sütünün kısıtlandığı herhangi bir durum yoktur. Anne sütü almasına rağmen bebeğin kilosu yetersizse, kilo almasıyla ilgili sorunlar varsa mutlaka bir çocuk uzmanına görünmelidir. Bizim idrar yolu enfeksiyonu dediğimiz ya da orta kulak iltihabı dediğimiz, ya da şuanda tespit edemediğimiz başka bir enfeksiyon olabilir. Çocuk kendi hastalığına bu enerjiyi harcadığı için emdiği sütü büyüme olarak kullanmayabilir. Dolayısıyla bebeğin durumuna bakılır, tahlilleri yapılır. Böyle bir hastalık varsa ortaya konur, bu hastalıklar tedavi edilir. Tedavi edildikten sonra da anne sütünden almış olduğu enerjiyi büyüme olarak kullanır."

Bebek mamaları, inek veya keçi sütünün doğumda annenin kaybedildiği, anne sütü veremeyecek kadar hasta olduğu, bazı ilaçları kullanmak zorunda kaldığı durumlarda kullanılabileceğini ifade eden Arslan, "Anne sütü varsa, bebeğin boyu büyümüyor, kilo almıyor diye hazır mamalara geçmek ya da inek sütüne geçmek doğru değildir" dedi.

Prof. Dr. Şükrü Arslan, her annenin anne sütü konusunda bilinçli olması gerektiğini, "sütün yetmiyor, yaramıyor" endişelerinin doğru olmadığını, annelerin bebeklerini mutlaka en azından ilk 6 ay, yararları saymakla bitmeyecek anne sütü ile beslemeleri gerektiğini vurguladı.

A.A.
Hurriyet
 

Güneş koruyucularına dikkat


Güneş koruyucularına dikkatGüneşten korunmak için sürülen koruyucuların kamuoyunda bilindiğinin aksine işe yaramadığı iddia ediliyor.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şemsettin Karaca, güneşin zararlı ışınlarından korunmak için sürülen koruyucuların, kamuoyunda bilindiğinin aksine tam bir koruma sağlamadığını söyledi.

Karaca, güneş koruyucularının mutlak güvenli olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade ederek, bu koruyucularda en az 10'un üzerinde kimyasal bileşik bulunduğunu kaydetti. ABD'de yapılan bazı araştırmaların güneş koruyucuların etkileri ile ilgili bilinen bazı bilgilerin tam tersi yönünde sonuçlar verdiğini açıklayan Karaca, "Son dönem çalışmalar, güneş koruyucunun koruma özelliğine inanarak güneşte daha uzun süre kalınmasına bağlı hastalıkların ortaya çıkmasının arttığı yönündedir" diye konuştu.

Güneş kışın da zararlı

Kumsalda güneşlenmenin akılcı olmadığı görüşünü ifade eden Karaca, şu bilgileri verdi:

"Kumsalda güneşlenmek, sonuçları hesap edildiğinde hiçbir şekilde akıllıca bir davranış değildir. Bu insanlar orta yaşlardan itibaren dermatologların daimi hastası oluyorlar. Açık tenli biri, ne kadar koruyucu kullanırsa kullansın asla yeterince güneşten korunur duruma gelemez. Sonuç olarak güneş ışınlarından korunmak için kullanılan ürünler birçok bileşiği bünyesinde bulundurmaktadır. Bu ürünlerin mutlak güvenli ürünler olmadığı açıktır. Bu ürünlere bağlı bazen alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor. Bu açıdan da kullanıcıların bilinçli olması ve güvenilir markaları tercih etmesi gerekiyor."

Hem mevsimsel hem de coğrafik açıdan ülkemizde farklı bölgelerde güneş ışınlarının farklılık arz ettiğini belirten Doç. Dr. Karaca, sahil kesimindeki yerleşim yerlerinde güneş ışınlarının zararlı etkilerinin sadece yaz aylarında söz konusu olmadığını kış aylarında da şiddetli olarak devam ettiğini söyledi.

A.A.
Hurriyet.com.tr

Şeker hastalığına da Elma sirkesi


Elma sirkesi mucizesiElma sirkesinin menopoz döneminde ve diyabet hastalığında bozulan kolesterolü dengelediği ortaya çıktı.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencileri, altı ay süren bir çalışmayla elma sirkesinin menopoz döneminde ve diyabet hastalığında bozulan kolesterolü dengelediğini ispat etti.

Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, menopoza giren kadınlarda ve diyabet hastalarında elma sirkesinin rolünü araştırmak için üçüncü sınıf öğrencileri tarafından bir proje hazırlandığını belirtti. Halk arasında elma sirkesinin faydalarına ilişkin çeşitli bilgiler anlatıldığını, ancak bugüne kadar bunun bilimsel bir çalışmayla kanıtlanmadığını ifade eden Nazıroğlu, öğrencilerin fareler üzerinde çalışma yaparak elma sirkesinin hem menopoz döneminde, hem de diyabet hastalarında kolesterol dengeleyici olarak etkisini ortaya koyduklarını söyledi.
Nazıroğlu, menopoz döneminde yağ, kolesterol metabolizma dengesinin bozulduğunu ve elma sirkesinin dengeleme gibi özelliğinin ortaya çıkarıldığını dile getirerek, şeker hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, artan glikozun dokulara yayılmamasından dolayı kolesterolün kanda arttığını ve bunun da kalp hastalıklarının oluşmasına, gözdeki dokuların bozulmasına neden olduğunu, ana değerlendirme sonucunda da elma sirkesinin şeker hastalarında kolesterolü dengelediğini ve koruyucu etki yarattığını gördüklerini bildirdi.

Hazırlanan iki projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini anlatan Nazıroğlu, 22-25 Haziran tarihlerinde SDÜ'nün ev sahipliğinde Uluslararası Hücre Zarları Kongresi yapılacağını ve bu çalışmanın burada bildiri şeklinde sunulacağını söyledi. Nazıroğlu, bilimsel verilerin değerlendirilmesinden sonra uluslararası bir dergide çalışmanın yayımlanacağını kaydetti.

SDÜ Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencileri Mustafa Güler ve Gündüzalp Saydam'ın hazırladığı "Ovarektomize farelerde elma sirkesinin kan lipit profili ve lipit peroksidasyon düzeyleri üzerine etkileri" adlı projede, menopoz döneminde bozulan kolesterol üzerinde elma sirkesinin faydaları veya zararları incelendi.

Menopozda bozulan kolesterol dengesini yeniden kuruyor

Menopoz döneminde kadınların kolesterol dengesizliğinden dolayı büyük sıkıntılar yaşadığını ve bu soruna çözüm üretmek amacıyla elma sirkesinden faydalanarak 32 fare üzerinde deney yaptıklarını anlatan Güler, farelere yüksek kolesterol uyguladıklarını ve menopoza sokmak için yumurtalarını çıkardıklarını, bu evrede elma sirkesi tedavisini uyguladıklarını, altı aylık çalışmada başarılı sonuç aldıklarını belirtti.

Menopoz döneminde bozulan kolesterol dengesinin elma sirkesi sayesinde dengelendiğini gördüklerine dikkati çeken Gündüzalp Saydam da, "Kalp ve damar hastalıklarına neden olan kolesterolün ve stres üzerinde elma sirkesinin olumlu etki yarattığını gözlemledik" diye konuştu.

Değerlendirmeyi kalp, göz, karaciğer, böbrek, beyin, sinir, damar ve kan doku örneklerini inceleyerek yaptıklarını ifade eden Saydam, elma sirkesi uygulanan farelerde menopoz döneminde oluşan kolesterolün dokulara zarar verme özelliğini azalttığını belirlediklerini bildirdi.

Şeker hastalarına öneriliyor

Öğrencilerden Zübeyir Yozgat, Ömer Ören ve Osman Kanatsız da, "Streptozotocin ile diyabet oluşturulan farelerde elma sirkesinin kan lipit profili ve lipit peroksidasyon düzeyleri üzerine etkileri" isimli projeyi hazırladı.

Diyabet hastalarında artan kolesterol değerlerinin düşürülmesi üzerinde elma sirkesinin etkilerini araştıran öğrencilerden Zübeyir Yozgat, 32 fare üzerinde deney yaptıklarını belirtti. Önce fareleri şeker hastası yaptıklarını anlatan Yozgat, daha sonra günde tok karna binde 6 oranında elma sirkesi içirdiklerini söyledi. Altı aylık çalışma sonunda farenin kalp, göz, karaciğer, böbrek, beyin, sinir, damar ve kan doku örneklerini alarak inceleme yaptıklarını ifade eden Yozgat, "Şeker hastalığında dengede tutulmayan kolesterol, organlara zarar verir. Elma sirkesi uyguladığımız farelerde organların kolesterolden etkilenmediğini gördük. Şeker hastalığının yan etkilerinin organ ve dokularda oluşmadığını saptadık" dedi.

Ömer Ören ise elma sirkesini insanların da çok rahat bir şekilde kullanabileceklerini, ancak sirkenin tok karna ve yenilen yemeklerin binde 6'sı kadar alınmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ören, aksi takdirde fazla alınan sirkenin vücuda zarar verebileceğine işaret etti.

Hurriyet.com.tr
 

Sıcaklarda makyajın ipuçları


Nereden bakarsanız bakın yaz mevsiminde güzellik rutininizde kozmetik ürünleri büyük bir rolü olacaktır.

Çoğunlukla çok basit hileler nasıl göründüğünüz ve nasıl hissettiğiniz konusunda en büyük etkiyi verir.

Bu yaz güzellik ve makyaj alışkanlıklarınıza bir çeki düzen vermeniz gerektiğini ciddi ciddi düşünün. Alışkanlıklarınızdan işinize yarayacak ipuçlarından faydalanın, işinize yaramayanları da bir kenara bırakarak yerlerine aşağıdaki ipuçlarıyla ikame edin.

Fondöten ipuçları

Hava sıcakken fondöten katınızı ince tutun. Cilt tonunuz yaz aylarında değişeceği için, sevdiğiniz fondötenin bir koyu tonunu kullanın. Fondöten fazla koyu ise biraz su veya nemlendirici katarak inceltin.

Far-gölge ipuçları

Koyu bir teni daha hafif bir makyaj vurgulayabilir. Seçebileceğiniz parıltılı, ışıltılı farların renkleri neredeyse sonsuzdur. Açık renk ve tercihen krem halindeki bir farı gözlerinize uyguladıktan sonra aynı açık tonda hafif bir ruj sürüp kendinize bakın: aniden yaz tazeliği kazanmış olacaksınız.

Daha uzun soluklu bir makyaj için far kullanmadan önce bölgedeki tüm yağı yok etmek için göz kapaklarınıza pudra sürün. Böylece makyajınızın ömrü de uzamış olacaktır.

Rimel ipuçları

Artık rimeller eskisi kadar muhafazakâr değil. Her farklı durum için kullanılabilecek fırça, renk ve türde rimel bulmak mümkün.

Yaz ayları 'water proof' yani suya dayanıklı rimel kullanmanız gereken bir dönemdir. Kadınların korkulu rüyası olan siyah göz sendromu yaşamamak için yüzdüğünüz veya spor yaptığınızda mutlaka suya dayanıklı rimel kullanın.

Dudak-ruj ipuçları

Çekici mor, gül tonları ve pembe renkleri bu yaz çok moda. Zayıf dudakların etrafını mutlaka dudak kalemiyle zenginleştirin. Modası hiç geçmeyen seksi kırmızı rujları daha cesur bir görünüm gerektiğinde kullanın. Dudaklarınızı yaz ayları boyunca nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Dolgunluk ve ışıltı için parlatıcılardan faydalanın.

Yaz dostunuz bronzlaştırıcı allık

Yaz – kış kullanabileceğiniz bu mucizevî dostun tek işlevi yüzünüze bronz bir görünüm kazandırmak değil: elmacık kemiklerinin yan taraflarına uygulandığında yüzün ince görünmesine, burnun yan taraflarına uygulandığında da burnun daha ince görünmesi için kullanılabilir. Askısız bir bluz giydiğiniz zaman omuzlarınıza uygulamak iyi bir taktiktir.

Kaynak:E-guzellik.net

İlginç güzellik tüyoları


konu baslikLekelerin üzerine konan çay poşeti veya yumurta beyazından maske gibi ilk bakışta aklınıza yatmayan güzellik önerilerini hafife almayın. Kimileri hayat kurtarıcı olabilir!

Güzel gözükmek için ille de büyük paralar harcamanıza ve saatlerce uğraşmanıza gerek yok. Cosmopolitan dergisi, son derece basit ve masrafsız işlemlerle daha güzel gözükmenin yollarını yazdı..

VÜCUDUNUZU AVOKADO İLE YUMUŞATIN 
Olgun bir avokadonun çekirdeğini çıkartıp kabuklarını soyduktan sonra meyveyi tüm vücudunuzda gezdirin. Bu işleme 20 dakika boyunca devam ettikten sonra duşa girin. Doğal nemlendirici özelliği sayesinde avokadonun cildinizi nasıl yumuşattığına inanamayacaksınız. 

AKAN MAKYAJINIZI KOLAYCA DÜZELTİN 
Yeniden makyaj yapmaya vaktiniz yoksa, bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın sadece akan kısımlarını silin. 

DİŞLERİNİZİ GARGARA İLE FIRÇALAYIN 
Kendinizi, dişlerinizi temizleyemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız, ağzınızı bir gargara ile çalkalayın. Ardından kuru diş fırçanızla, diş etlerinizin dişlerinizle buluştuğu noktaları hafif hafif fırçalayın. 

FIRÇANIZA SAÇ SPREYİ SIKIN 
Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını korur. 

NEMLENDİRİCİYE BEBE YAĞI KATIN 
Parlak ama çok yağlı olmayan bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebe yağı ekleyin. 

BİTKİ YAĞINDAN YARARLANIN 
Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytantırnağına dönüşmemesi için, bir miktar kayısı yağı damlatın. 

KALEMİNİZİ DONDURUN 
Göz kaleminizin ucunun uygulama sırasında dağılmasını istemiyorsanız, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sertleştiğini ve cildinizde rahatça hareket ettiğini göreceksiniz.

YUMURTA BEYAZINDAN MASKE YAPIN 
Cildinizi evde uygulanan yöntemlerle de canlandırabilirsiniz. Bir yumurtanın sarısıyla beyazını ayırın. Ayırdığınız beyazı cildinize maske halinde yayın. Proteinler cildinizin nemini geri kazanmasını sağlar. Beş dakika sonra yüzünüzü yıkayın.

LEKELERE ÇAY POŞETİ 
Eğer cildiniz bir sebepten ötürü tahriş olmuş ve şişkin görünümdeyse, demli ve soğuk bir poşet yeşil çayı iki dakikalığına cildinizin üzerine yerleştirin. Yeşil çayın içeriğindeki antioksidanlar kızarıklığı dindirecektir. 

BACAKLARINIZI SAÇ KREMİYLE TIRAŞ EDİN 
Tıraş köpüğünüz bittiyse onun yerine saç kremi kullanabilirsiniz. Bu krem, tüylerinizi yumuşatarak tıraşı kolaylaştırır ve bacaklarınızı da ipeksi bir yumuşaklığa kavuşturur. 

VÜCUT KREMİNİZİ KİŞİSELLEŞTİRİN 
Parfümlü vücut ürünlerine onlarca para ödemek yerine kendi kreminizi yapabilirsiniz. Kokusuz ve yoğun formüllü bir vücut kremine damlatacağınız birkaç damla parfüm ile saatlerce kalıcı kokmanın keyfine varın. 

KİRPİKLERİNİZİ YUMUŞATIN 
Makyaj yapmadan gözlerinizle ilgi çekmek için, kirpiklerinizin ucuna hafif bir miktar vazelin uygulayıp, tarayın. Böylelikle daha çekici ve ışıldayan bakışlara sahip olacaksınız. 

UÇUKLARI KREMLE YATIŞTIRIN 
Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğiniz anda üzerine yoğun formüllü bir nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önlemiş olursunuz. 

DUDAKLARA GÖZ FARI 
Eğer rujunuz yanınızda değilse, doğal tonlardaki göz farınızı dudaklarınıza uygulayıp, üzerine nemlendirici sürebilirsiniz.

İNATÇI RUJLARA MAKYAJ TEMİZLEYİCİSİ 
Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmaya çalışmayın. Ruj, ağzınızın çevresine dağılarak kötü bir görüntüye sebep olabilir. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kağıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olur.

SAÇ DİPLERİNİZE PUDRA UYGULAYIN 
Saç telleriniz kolay yağlanan bir yapıya sahipse, geniş uçlu bir makyaj fırçasını toz pudranın içine batırın. Üzerindeki fazlalığı azalttıktan sonra pudrayı saç diplerinize uygulayın. Bu pudra saç diplerinizde bulunan fazla yağı emerek tutamlarınızın arasına karışır. Bu tazelenme hissi ise kendinize olan güveniniz de artar.

KİRPİK KIVIRICINIZI ISITIN 
Kirpikleriniz düzse, metal kirpik kıvırıcınızı birkaç dakikalığına fönle ısıtın. Böylelikle kirpikleriniz daha kolay şekil alır. Ayrıca suya dayanıklı bir maskara diğerlerinden daha hızlı kuruduğu için kirpiklerin kıvrımını ortaya çıkarır.

COSMOPOLITAN

Aşırı terlemeye yardımlar


Aşırı terleme yüzünden günlük hayatın belki de en alışılageldik sosyal davranışları olan yüzyüze bakarak konuşma ve el sıkışma büyük bir işkence haline gelir.

Koltukaltı, yüz, eller ve ayaklarda kendini gösteren aşırı terleme birçok psikolojik sorunu da beraberinde getirmektedir. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi'nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Erkan Yıldırım, kişilik gelişimini engellediğini söylediği aşırı terleme için mutlaka tıbbi yardımın alınması gerektiğini söyledi.

"Hayat Kalitesini düşürür"

"Kişinin, genel anlamda hayat kalitesi düşmektedir" diyen Op. Dr. Erkan Yıldırım, "Günlük hayatın belki de en alışılageldik sosyal davranışları olan yüzyüze bakarak konuşma ve el sıkışma büyük bir işkence haline gelir. Kat kat giyinmenin mümkün olmadığı bahar ve yaz aylarında koltukaltlarında oluşan ter izleri insanlara yaklaşmayı engeller. Kişi, rahat hareket edemez hale gelir. Kolunu kaldıramaz, içinden geldiği gibi sevdiği birine sarılamaz. Ev ziyaretlerinde ise ayakkabıların çıkarılması gerekliliği önemli bir rahatsızlık oluşturur. Terleyen ayaklar, yere basıldığında veya alta alınıp rahatça koltukta oturulduğunda ter izi bırakır. Kişi, büyük bir özenle ne elini ne ayağını kimseye değdirmemeye çalışır" dedi.

"Sınav Başarısını Etkiler"

"Bir diğer örnek ise, sınavlarda temas edilen kağıdın ter yüzünden ıslanmasıdır" diyerek konuya başka farklı bir şekilde de açıklık getiren Op.Dr.Erkan Yıldırım, "Sorular okunamaz veya kağıt yazılamaz hale gelebilir. Bu durumda, başarının doğal olarak düşmesi beklenir. Vermiş olduğum örnek olayların sonucunda, sosyal fobi içinde değerlendirebileceğim, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve şiddetle kaçınma davranışı oluşur. Kişi, adeta bulaşıcı bir hastalık taşıyormuşçasına kendini karantinaya alır. İnsan içine çıkmaz istemez. Arkadaşlıklarına mesafe girer. Sevgili edinemez. Çünkü çok terlemektedir ve bu durum son derece rahatsız edicidir. Öz güven kaybı oluşur. Kişi, giderek daha da kötü hissetmeye başlar. Depresyon kaçınılmaz hale gelir" diye konuştu.

"Ergenlik döneminde çok tehlikelidir"

Aşırı terlemenin psikolojik açıdan en tehlikeli hale getiren hastalığın ergenlik döneminde alevlenmesi olduğuna dikkat çeken Dr.Yıldırım, hormon fonksiyonlarının yükselen işlevselliği ile varolan terleme sorunu büyük bir artış gösterdiğini ifade etti. Dr.Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Sosyal ve özel ilişkilerin merkez oluşturduğu bu dönemde, aşırı terleme, gençlerde yoğun bir kısıtlanmaya neden olur. Utanma başgösterir. Buna bağlı olarak, kaçınma davranışı ortaya çıkar. Ergen, ne sınıfta rahat konuşabilmektedir. Ne arkadaşlarıyla düşünmeden oyun oynayabilmektedir. Ne de sevgili edinebilmektedir.

Halbuki ergenlik; tam da eğitim, spor, müzik, eğlence, arkadaşlıklar, aşklar gibi çok zengin bir yelpaze üzerinde konumlanmaktadır. Hayatın hiçbir döneminde olmadığı kadar; kişinin hayatı merak ettiği, deneyimlediği ve kendini geliştirdiği bir zaman dilimidir. Bu soyutlanma sonucunda derin bir öz güven kaybı ve buna bağlı olarak kişilik temelinde yoğun hassasiyet ve kırılganlık kaçınılmaz olacaktır."

"Terlemek beden sağlığı açısından gerekliliktir"

Terlemenin beden sağlığı açısından bir gereklilik olduğunu belirten Op.Dr.Erkan Yıldırım, "Fakat, sosyal açıdan her zaman savaşılması gereken ve izlerinin gözükmesine izin verilmeyen bir vücut işlevidir. İnsanı utandırır. Saklama ihtiyacı oluşturur. Diğer insanlardan uzaklaştırır. Aşırı terleme her insanı psikolojik açıdan olumsuz etkiler. Hayat kalitesini ruhsal ve bedensel sağlığın oluşturduğunu kabul edecek olursak, kişilik gelişimini engellemesi beklenen bu rahatsızlık için derhal tıbbi yardımın alınması gerekmektedir".

Aşırı terlemeyle ilgili merak edilen sorular

Aşırı terlemenin kendi kendine iyileşme şansı nedir?
Hiperhidroz tanısı almış kişilerde, hiperhidrozun kendi kendine iyileşmesi söz konusu değildir. Ancak eğer hiperhidroz başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkıyorsa (ikincil hiperhidroz ), söz konusu hastalığın iyileşmesi ya da tedavisi ile geçebilmektedir.

Ameliyatın etkisi ne zaman başlar?
Ameliyatın etkisi ameliyat sırasında, sinirin kesilmesi veya sinire klips takılması ile hemen başlar(ilk 10 dk içerisinde). Ameliyat sırasında ellerin kuruduğu farkedilir ve aynı zamanda sempatik baskının kalkması sonucunda ellerdeki damarlar genişlediği için oksijenlenmeleri artar ve ısınırlar. Hasta ameliyattan aşırı terleme sorununundun kurtulmuş olarak uyanır.

Ameliyat yapıldıktan bir süre sonra terlemenin tekrar başlaması olası mı?
Ameliyattan 2-3 hafta sonrasında, geçici olan terleme boşalmaları olabilir. Kalıcı değildir. Genel başarı oranı yüzde 93-98 arasında (ameliyattan sonraki 5 yıl için) değişik bilimsel raporlarda bildirilmiştir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Cerrahi dışı tedavi seçenekleri:

Botoks – sık tekrar gerekmektedir (4-6 ayda bir)
Liposuction (koltuk altı terlemesi için) - koltuk altı yağ dokusunun çıkarılması işlemi.

İontoforez; (düşük voltaj elektrik uygulaması – özellikle el terlemesi için) Bazı hastalar her hafta, bazıları da en geç ayda bir defa uygulamaya ihtiyaç duymaktadırlar. Yan etki olarak bazan avuç içlerinde soyulma, işlem sırasında batma-şok hissi bazen çok rahatsız edici olmaktadır. Etkisi çoğu zaman geçici olmaktadır.

Kremler, Losyonlar; Aluminyum klor ajanlar - Etkileri geçici ve klinikte başarılı oldukları pek söylenemez.

Ağızdan alınan ajanlar (depresyon ilaçları, vb) - Bu ilaçlar bazen kendileri de aşırı terlemeye neden olabilmektedir. Hiperhidroz tedavisinde başarılı oldukları söylenmez.

Diğer ilaçlar – kalp ilaçları (Propranolol) ve kolinerjiklerin etkisi düşük ve genellikle kısadır ve çoğu hasta bu ilaçları uzun süre kullanmamaktadır.

Cerrahi Tedavi Seçenekleri

Kapalı cerrahi (Endoskopik Torakal Sempatektomi (klipsli ETS)) – En sık kullanılan yöntemdir. Açık cerrahi – Standart cerrahi işlem olduğu için hastane yatış süresi uzundur ve ameliyata ait (ağrı, vb) sorunlar daha sık görülmektedir. ETS yapılamayan (akciğerlerinde aşırı yapışıklığı olanlarda) tercih edilir ve başarı oranı ETS ile aynıdır.

Kaynak:Ekolay.net

Erkeklik hormonu için ağırlık kaldırın


Siz fark etmeseniz de her geçen gün kas kütleniz, saç telleriniz, hafıza kapasiteniz hatta cinsel isteğiniz azalır.

Siz fark etmeseniz de her geçen gün kas kütleniz, saç telleriniz, hafıza kapasiteniz hatta cinsel isteğiniz azalır. Ancak bunu geri kazanmak mümkün!
Siz fark etmeseniz de her geçen gün kas kütleniz, saç telleriniz, hafıza kapasiteniz hatta cinsel isteğiniz azalır. Bedeniniz gözle fark edilmeyecek bir şekilde ağır ağır yaşlanır. Bu süreçteki en karmaşık durumlardan biri de testosteronun-yani kasların büyümesini ve yağ kaybını tetikleyen, sizi güçlendiren, daha agresif ve rekabetçi kalmanızı sağlayarak libido patlamalarına sebep olan yegane hormonunuzun-üretiminin yavaşlamasıdır.

MUSCLE&FITNESS dergisinde yayınlanan habere göre testosteron hormonunu ile ilgili yapılan araştırmalar da yaşla beraber testosteron seviyesinin düşmesinin gayet doğal olduğu belirtildi. Buradaki iyi haber ise, eğer yeteri kadar ter dökerseniz kaybettiğiniz testosteronları geri kazanmanın mümkün olmasıdır. Bilimsel olarak ele alındığında; testosteron hormonu, bilindiği gibi kasların gelişmesi üzerinde önemli bir role sahiptir.

Testosteron kas hücrelerine ulaşır ve burada kendisini androjen reseptörlerine bağlar. Sonra birbirine bağlı bu testosteronlar hücrenin çekirdeğine girer ve kas büyüten genleri harekete geçirir. Connecticut Storrs Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre antreman sırasındaki testosteron artışının kaslardaki androjen reseptörü seviyelerini anında yükselterek erkeklik hormonunu arttırdığı belirlendi.

MUSCLE&FITNESS dergisine göre testosteron hormonunu arttırıcı özel çalışma programı ile daha iri ve erkeksi görünmenin 5 kuralı...

KURAL 1: AĞIRLIK ÇALIŞIN

Hafif ağırlıklarla ve çoklu tekrarlarla çalışarak testosteron hormonu oluşumunu arttırabilirsiniz. Yapılan araştırmaya göre 10 tekrarda kaldırılabilinen maksimum ağırlık ile testosteron seviyelerinde yüzde 10 artış sağladığını ortaya koymuştur. Ancak maksimum seviyenin yüzde 40'ı ile çalışmak testosteron seviyelerinde ya çok az ya da hiç değişim olmuyor.

KURAL 2: HER ANTREMANDA ÇOKLU KAS GRUPLARINI ÇALIŞTIRIN

Danimarkalı araştırmacıların çalışmalarına dayanan bu yöntem kol çalışmalarına bacak çalışmasınında eklenmesiyle, testosteron seviyesinde yüzde 40'lık bir artışla ani bir yükselme kaydediliyor. Diğer yandan sadece büyük kas gruplarının çalıştırılmasıyla da yüksek testosteron seviyelerine ulaşmak mümkün.

KURAL 3: ANTREMANLARINIZDA ÇOK YÖNLÜ EGZERSİZLER YAPIN

Çok yönlü egzersizler yapmanın en basit yollarından biri farklı kas gruplarını hedef almaktır. Bu yaklaşım kural 2'yi uygulamanızı da sağlamış olur. Çok yönlü egzersizlerle, daha büyük ağırlıklar kaldıracağınız için aynı zamanda diğer egzersizleri de yaparak seviyeyi bir üste taşıyabilirsiniz.

KURAL 4: ANTREMANIN HACMİNİ ARTTIRIN

Yapılan araştırmaya göre sporcular üç ayrı egzersize tabi tutularak her egzersiz sonunda testosteron seviyeleri ölçülüyor. Bunlardan ilki 10 tekrarda kaldırabilecekleri max. Ağırlığa dayanıyor. Test sonunda yüzde 75'lik bir artış görülüyor. Tekrarı birkaç kez yapanlarda ise yüzde 90 oranında testosteron arştı saptanmış.

KURAL 5: KIPIR KIPIR

Çalışma aralarında oturup dinlenmeyi seçenlerdenseniz karşılığında testosteron ve kaslarınızda hiçbir değişiklik olmayacağını bilmeniz gerekmekte. Araştırmalar gösteriyor ki antremanlar arasındaki bir dakikalık dinlenme ile testosteron seviyesinde artış gözleniyor ama bu süre çoğaldığında artmanın yanında testosteron seviyesinin hızla alt seviyelere indiği görülüyor. Bu da genel olarak gösteriyor ki daha canlı ve hareketli kişiler normal tempoda ki erkeklere göre çok daha fazla testosteron salgılıyor.

Kaynak:Ekolay.net

Kadınların kilo vermesi


Doktorlar kilo vermenin en iyi yolunun az yemek ve egzersiz yapmak olduğunu söylüyor.

Biyolojik olarak kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla yağ depoluyor.

DSÖ'ne göre bir milyardan fazla yetişkin aşırı kilolu. Bu yetişkinlerin en az 400 milyonuysa obez. Kulağa ne kadar alışıldık gelirse gelsin, doktorlar kilo vermenin en iyi yolunun az yemek ve egzersiz yapmak olduğunu söylüyor.

Biyolojik olarak kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla yağ depoluyor ve daha az kaloriye gereksinim duyuyor. Bir çok kadın ve erkek için her gün bir saat spor yapmak kolay değil. Kadınların çoğunun bir günü ev işleri, çocuk bakımı ve çalışma hayatıyla dolu geçiyor. Günün sonunda, en azından Amerika'da gerçek bir yemek hazırlamaya az zaman kalıyor ve aileler fast food yemeklere yöneliyor. Bu tür gıdalarsa daha şişmanlatıcı.

Ancak Boston'da spor yapan kadınlar egzersizi günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmeye kararlı. Jane Davern, "Kilomu korumama ve sağlıklı kalmama yardım edecekse her gün bir saat egzersiz yapmaya razıyım," diyor.  Jean Holmes da "Kilomu muhafaza etmek için  gerekiyorsa elbette bir saat spor yaparım," diye konuşuyor.

Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi aşırı şişmanların sayısının 1991 ve 2000 yılları arasında yüzde 60 arttığını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü başka ülkelerde de bir milyardan fazla yetişkinin aşırı kilolu olduğunu söylüyor.
Kilo kaybetmek için tonlarca yöntem olsa da yeni araştırma, kilolarını diyet yapmadan muhafaza eden orta yaş ve üstü kadınlar üzerinde yapıldı.

Imin Lee ve ekibi Boston'daki Brigham ve Kadın Hastanesi'nde ortalama yaşı 54 olan 34 bin kadından alınan verileri inceledi. 13 yıl boyunda kadınlar üç ayrı gruba ayrıldı. Birinci grup her gün 60 dakika spor yaparken, ikinci grup spora 30 dakika ayırdı. Üçüncü grup da her gün yarım saatten az egzersiz yaptı. Son iki gruptaki kadınların daha fazla kilo alması bekleniyordu. Araştırma süresince katılımcıların kilosu ortalama 2  kilo 700 gram arttı. Aşırı şişman kadınlarda egzersizin işe yaramadığı görüldü.

Şişman kadınlarda spor yapmak kilo kaybına yol açmasa da kalp hastalığı, kanser, şeker gibi bir çok kronik hastalık riskinin azaltılması mümkün. Araştırmacılar egzersiz yapmanın hastalıkları önlediğini, kilo vermek için de az yemenin şart olduğunu söylüyor.

Kaynak:Leyditurk.com

Hamile iken istenmeyen işaretler


Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir.

İşte tehlike işaretleri.

Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. Bu belirtileri iyi bilmek hayat kurtarabilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu 'tehlike işaretlerini' anlattı.

1. Kanama:
Düşük tehlikesi, ablasyo (bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması), hormonal kanamalar, implantasyon kanaması (döllenen yumurtanın rahimduvarına yerleşmesiyle oluşan bir kanama).

2. Pelvik ağrı ya da karın ağrısı:
Düşük tehlikesi, dış gebelik, ablasyo, yumurtalık kistleri, erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı.

3. Geçmeyen sırt ağrısı:
Düşük, erken doğum tehdidi, idrar yolu enfeksiyonları, hamilelikte görülen normal ağrılar.

4. Sıvı gelmesi:
Erken doğum tehdidi, zarların erken açılması, düşük, idrar kaçırma.

5. Sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı:
Hellp Sendromu (Hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi hamileliğe bağlı hipertansiyondur. Kısaca PIH olarak adlandırılan bu durumun en ileri formu ise Hellp Sendromu'dur).

6. Ellerde ve yüzde aşırı ve ani şişme:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon, normal şişlikler.

7. Şiddetli baş ağrısı:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon,migren, sinüzit, diğer baş ağrısı sebepleri.

8. Görme bozuklukları:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon. Hipertansiyon yoksa diğer nedenler araştırılmalıdır.

9. Rahimde kasılma ve sertleşme:
Erken doğum, mide problemleri.

10. Fetal hareketlerin olmaması:
Bebeğin sıkıntıda olması, fetal ölüm, bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması.

PANİK YAPMAYIN

Dr. Alper Mumcu "Sürekli bebeğiniz için endişelenip panik yapmayın. Çünkü rahat bir hamilelik geçirmenin en önemli şartı stresten uzak durmak" diyor.

Uzman Dr. Alper Mumcu

Kaynak:MOTHER & BABY 

Resim:Haberturk.com

Saç parlaklığı için 8 öneri


'Saçlarım bir türlü pırıl pırıl olmuyor' ya da 'Ne yaparsam yapayım, başıma yapışıyorlar' diye şikayet ediyorsanız bu habere göz atınız.

"Saçlarım bir türlü pırıl pırıl olmuyor" ya da "Ne yaparsam yapayım, başıma yapışıyorlar" diye şikayet ediyorsanız, bu yazıyı okuyunca derdinize derman bulacaksınız. İşte, Harper's Bazaar'ın önerileri.

Uzun, parlak ve dolgun saçlara sahip olmak, her kadının rüyası... İki tel saçı dökülünce "Eyvah!" deyip, karalar bağlayanların sayısı da hiç az değil. Harper's Bazaar dergisi, 'başdöndüren' saçlar için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı...

1 FIRÇANIZ DOĞAL OLSUN
Her gün taramak saçların aşınıp, kırılmalarına sebep olabilir. Plastik fırçanızı atıp, yerine doğal kıllardan yapılmış bir fırça alın. Bunlar saçlarınızı fırçaladığınızda yağları eşit olarak dağıtır ve parlaklık kazandırırlar. Doğal kıldan yapılmış fırçaların saçları kırma ihtimali ise naylon olandan daha azdır.

2 HER GÜN YIKAMAYIN
Çoğumuz saçlarımızı her gün yıkarız ama uzmanlar haftada birkaç defa yıkamanın yeterli olduğunu söylüyor. Eğer saçlarınızı her gün yıkıyorsanız, mutlaka önce saç kremi kullanın. Bu işlemden sonra da saç diplerini şampuanlayıp, hepsini bir durulayın.

3 SONUNDA SOĞUK SU
Saçları soğuk suyla yıkadığınızda üst deri kapanır ve yumuşak, parlak bir yüzey elde edersiniz. Saçlarınızı kuruttuktan sonra soğuk hava vermeniz de buna benzer bir etki yapar. Birçok saç kurutma makinesinde bu işlem için özel bir düğme bulunur.

4 SİLİKONLA YUMUŞATIN
Silikonlu ürünler, saç derisinin tepesinde kalır ve deriyi dış etkenlere ve şekil veren aletlere karşı korur. Sürtünmeyi ve sıcaktan zarar görme ihtimalini azaltır. Fakat birçok şey gibi silikon da ölçülü kullanıldığında en iyi sonucu verir. Saçlarınız ince telliyse, serum yerine silikon sprey kullanın.

5 PROTEİNLİ ÜRÜN SEÇİN
Saç; keratin ve proteinden oluşur. Bu yüzden, protein içeren hacim ürünleri saç tellerine yapışır ve yoğunluk kazandırır. Buğday, soya ve ipek proteinlerini tercih edin. Fakat çok kullanmayın, çünkü fazlası saçları kırabilir.

6 ISI TERAPİSİNİ DENEYİN
Birçok kadın, sıcağın saçlarını kuruttuğunu düşünür. Oysa ısı doğru şekilde kullanıldığında, saça inanılmaz bir parlaklık verir. Kuaförlerin, bakım sırasında müşterilerini ısıya tabi tutma sebebi; bu yöntemin saç diplerine daha iyi etki etmesidir. Kuaföre gidemeseniz de, ayda bir saçınıza maske ya da sıcak yağ bakımı uygulayın. Ürünü sürüp, saçınızı sıcak havluyla sarın.

7 BÜYÜK BİGUDİLER
Büyük bigudilerle sarmak, saça eşsiz bir dolgunluk kazandırır. Tepeye konulan altı bigudi, çok büyük bir fark yaratır. Saç kuruduktan sonra saçı 2-3 santimlik tutamlar halinde, uzama yönünü göz önüne alarak bigudilere sarın. İşin püf noktası onları çok sıkı sarmaktır. 10 dakika sonra bigudileri çıkartın ve dolgun görünüm için hafifçe sallayın ve sprey sıkın.

8 BOYLARINI KISALTIN
Saçları kısaltmak, her zaman daha dolgun görünmesini sağlar. Katie Holmes'unki gibi kulak altında kesilmiş, katlı bir saç modeli saçları daha dolgun gösterir. Saçlarınızı iyi kurutarak da, cansız dalgaları canlandırabilirsiniz. 

Kaynak:Sabah.com.tr/Gunaydin

Cildinizi mahveden dostlar


Aşırı mimik kullanımı, bacak bacak üstüne atmak gibi hareketler ya da alkol sigara gibi alışkanlıklar cildi yaşlandırıyor.

Cildin yaşlanmasına aldığımız bazı gıdalar da katkıda bulunuyor. Dermotolog Doktor Erçin Özüntürk, cildi yaşlandıran hareketleri, alışkanlıkları ve besinleri şöyle özetliyor:

Aşırı mimik kullanımı
Konuşurken yaptığımız mimikler, kaş göz hareketleri, ağız hareketleri, kaşları çatma, gözleri kısarak bakma gibi hareketler küçük kas büzülmelerine sebep olur ve bu büzülmeler de zaman içerisinde, kırışıklıklara, yaşlı bir görünüme yol açar.

Aşırı mimik kullanmanın önüne geçin
Mimiklerinizi kontrol etmeye çalışın. Konuşurken özellikle kaş kaldırma hareketini yaptığınızda bunu engellemeye çalışın. Ayrıca güneşten dolayı gözleri kısma ve kaşları çatma hareketini yapmamak için güneşte mutlaka gözlük kullanmaya dikkat edin. Böylece en önemli kırışıklık sebebini engellemiş olacaksınız.

Yüzüstü Uyuma Pozisyonu
Pek çoğumuz buna dikkat etmeyiz ama en önemli kırışma sebeplerinin başında, yüzüstü uyuma gelir. Bu pozisyon yüzde ve özellikle dekolte bölgesinde belirgin kırışıklıklara yol açar. Her ne kadar gece bu pozisyonu korumak zor olsa da, en azından yüzüstü uykuya dalmamaya özen gösterin. Yüzüstü yatma alışkanlığı olmayan kişilerin daha az kırışıklığı olduğu görülmektedir.

Bacak bacak üstüne atmak
Yaşlılık belirtilerinin en büyük sebebi, kan akışının yavaşlaması ve buna bağlı kan oranındaki oksijenin de azalmasıdır. Bacak bacak üstüne atmak, kan akışını engeller, böylece ciltte yağ birikimleri, elastikiyet kaybı gibi sorunlar baş göstermeye başlar. Bu nedenle çalışırken, TV izlerken bacak bacak üstüne atmamaya özen gösterin.

Şekerli tüm yiyecekler
Yüksek glisemik yüke sahip besinler, cildin daha hızlı yaşlanmasına sebep olur. Yüksek glisemik yük, ensülin seviyesini harekete geçirir, böylece glikasyon denilen kimyasal süreç hızlanır. Glikasyon, kolajendeki yaşa bağlık hasarları artırır, ayrıca serbest radikalleri özgür bırakır. Bu nedenle şekerden uzak durmak gerekir. Pasta, börek, kurabiye yani un, yağ ve şekerden üretilmiş tüm ürünlerden kaçının.

Kahve
Kahve de ensülin oranını artırır, ayrıca stres hormonlarını harekete geçirir. Her ne kadar keyif verse de, kahve yerine bitki çayları tüketmek, yaşlanmayı daha ileri yaşlara öteler.

Havuç
Her meyveyi istediğiniz kadar tüketme şansınız yoktur. Her ne kadar sağlıklı cilt için meyve ağırlıklı beslenmek gerekse de, meyvelerde de seçici davranmalıyız. Belki pek çoğumuz bilmeyiz ama havuç şeker içerir ve yüksek glisemik indeksi dolayısıyla cilt yaşlanmasını hızlandırır.

Muz
Şeker içeren meyvelerden diğeri de muzdur. Aynı havuç gibi yüksek glisemik indeksi nedeniyle cildin yaşlanmasını hız katar.

Asitli içecekler
Asitli içeceklerde sodyum benzoat (E211) adı verilen bir koruyucu madde bulunur. Yapılan araştırmalar, bu maddenin, hücrelerdeki en önemli güç istasyonları olan mitokondride DNA hasarına yol açtığını göstermiştir. Bu hasar da hızlı yaşlanmaya sebep olur. Asitli içeceklerden kaçınmak gerekir.

Margarin
Margarindeki doymuş yağ asitleri cilde ciddi zararlar verir, özellikle yağ depolanmasına çok destek verir. Bu nedenle kahvaltı masalarından margarini uzaklaştırın.

Tuz
Ve tabiî ki tuz. Her zaman uzak durulması gereken, en büyük cilt düşmanlarının başında gelir.

Güneşlenmek
Uzun yıllar güneş ışınlarına maruz kalma sonucu, deride oluşan morfolojik ve fizyolojik değişiklikler sonucu ortaya çıkan fotoyaşlanma, ciltte kuruluk ve kırışıklara neden olur. Fotoyaşlanma, UVB'nin üst deriye, UVA'nın ise alt deriye yaptığı hasarların birikimleri ile oluşur. Etkileri, güneşle olan temasın süresine, sıklığına, coğrafi duruma, kişinin deri tipine göre ortaya çıkar ve önce yüz bölgesinde, daha sonra ellerde görülür. Açık tenli kişilerde fotoyaşlanma daha erken yaşlarda başlar. Güneşten kaçarak yaşamak elbette ki imkansızdır, dolayısı ile metobalizmamızın yavaşlamasını durdurmak ve kırışıklıklarla hiç tanışmamak mümkün değildir ancak günümüzde yaşlanmayı yavaşlatmak, artık eskiye oranla çok daha kolaydır. Bazı önlemler ve desteklerle yaşlanma hızını yavaşlatmak ve yaşlanma belirtilerini hafifletmek mümkündür.

Alkol
Cildin nemini emer, nemsiz bir cilt de daha çabuk kırışır.

Sigara
Sigara tüm organlarda olduğu gibi, deride de, damarlarda daralmaya neden olup, besin ve oksijen akışını azaltır. Bu da başlı başına bir hızlı yaşlanma sebebidir. Sigara için kişilerin yüzü genelde, hemen fark edilir. Renkleri soluk ve sarıya yakındır. Peki sigara cilt yaşlanmasını hangi yönlerden tetikler? Herşeyden önce, sigara dumanı, derinin neminin azalmasına neden olur. Bir başka gözden kaçan sebep ise, sigara dumanının göze kaçmasını engellemek amacıyla, sürekli yapılan göz kısma ve yüz hareketleridir.

Düzensiz uyku
Düzensiz uyku, gerekli olan hormonların yeterince salgılanmasına engel olarak yaşlanmayı hızlandırır. Günde en az 6, ortalama 8 saat uyumak gerekir.

Makyajla uyumak
Gözenekleri tamamen tıkayan makyaj ile uyumak, gece cildin kendini tamir etmesini engeller. Gitgide daha bakımsız, mat ve yaşlı görünen bir cilt oluşur. Yağlı ve asitli olan makyaj ürünleri uzun süre ciltte kalınca kırışıklığa neden olur. Bu nedenle her gece mutlaka cilt temizlenmelidir.

Yanlış bakım ürünleri kullanmak
Cilt tipi analiz edilmeden kullanılan ürünler, ciltte ciddi hasarlara yol açar, cildin nemini tamamen yok edebilir. Bu da pullanmış, kırışmış, cansız bir cilde sebep olur.

Kötü ve yanlış beslenmek
Besinlerden gerekli olan vitaminleri almamak, cildinizin daha hızlı yaşlanmasına sebep olur. Deri, tıpkı diğer organlar gibi doğru beslenmeye gereksinim duyar. Özellikle vitamin B, cilt için çok önemlidir. C ve E vitaminleri antioksidandır. Cildi dış hasarlardan korurlar. Bu nedenle mutlaka bu vitaminleri içeren yiyeceklerden oluşan öğünler almaya gayret etmek gerekir.

Su içmemek
Cildimizin ihtiyaç duyduğu nemi, ancak yeterli su ile alabiliriz. Çok kolay ama bir o kadar da kaçınılan bu temel ihtiyacımızı, mutlaka günde en az 1.5 olacak şekilde alışkanlığa dönüştürmeliyiz.

Kaynak:Hurriyet.com.tr
Alıntı:Leyditurk.com

Evlilik kararı nasıl sağlıklı alınır?


Senelerce eğitim almış bir kadın ya da erkek, parasını kazanmaya başlayınca evlilik fikrine daha sıcak bakar.

Evlilik kararı hangi yaşta daha sağlıklı alınır?

Acaba hangi yaşta alınan evlilik kararı daha sağlıklı oluyor?

20'lerin ortasında kişi eğitim ve para sorunlarını bir şekilde yoluna koymuş olur. Yıllarca eğitim almış bir kadın veya erkek, parasını kazanmaya başlayınca evlilik fikrine daha sıcak bakar. 25 yaş civarında ve sonrasında evlenen çiftlerin boşanma olasılıkları daha azdır.

'5 Basit Adımda İyi Evlilikten Harika Evliliğe Doğru' kitabının yazarı Psikolog Terri Orbuch, "Eğitimine önem veren kadınlar kendilerine oldukça güvenirler, kim olduklarını ve ne istediklerinin farkındadırlar. Standartlarına uymayan erkeklerle çıkmazlar" diye belirtiyor.

25'li yaşlarda kendinizi daha çok düşünürsünüz ve karşınızdaki kişinin maddi olanakları sizin için daha önemli hale gelir. Çalışma ve para kazanma ile ilişkilendirilerek yapılan evliliklerin özünde kendini güvende hissetme duygusu baskındır. Bekarken kazandığınızı doğru planlayarak harcamaya dikkat ederseniz, parasal sorunlar yaşamazsınız. Evlendiğinizde de eşinize maddi anlamda bağlı olmaz, parasal kaynaklı tartışmalar yaşamazsınız.

Uzun süreli evliliklerde veya ilişkilerde farklı kişisel özellikleri tolere edebilme, sorumlulukları paylaşma, tartıştığınız konuları çözme özellikleriniz önemli.

Gerçek sizi keşfedin!

25 yaşınıza kadar aşk hayatınızda bir-iki ciddi deneyim yaşamış olabilirsiniz. Bu sizin bay veya bayan doğruyu bulma radarınızı geliştirmiş, bugüne kadar karşı cinste neler istemediğinizi öğrenmenizi sağlamıştır. Bu sizin nasıl biriyle yaşayabileceğinizi ve yaşayamayacağınızı bilmeniz anlamına gelir. Siz size benzeyen biriyle evlenmek istemezken, aslında aynı bakış açısına sahip olduğunuz biriyle evlilik daha kolay olacaktır.
24 yaşındasınız ve hayallerinizdeki kişiyle evlenmeye hazır mısınız? Üzülmeyin, her genç çift için evlilik bir maceradır.  Ancak 20'nin ortalarına ve sonlarına kadar seçme şansınız olduğunu unutmayın.

Kaynak:iVillage.mynet.com

Yaz aylarında ayakkabı seçimine dikkat


Uzmanlar, özellikle yazın ayakkabı seçiminin çok önemli olduğunu söylüyor.

Yaz aylarında havaların iyi olması sebebiyle ayakta geçirilen zaman kışa göre neredeyse iki kat artıyor. Uzmanlar, özellikle yazın ayakkabı seçiminin çok önemli olduğunu vurguluyor.

Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Opr. Dr. Ahmet Güven, ayakkabı seçiminin ayak sağlığı için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yanlış ayakkabı seçiminin kişinin hayatını kabusa çevirebileceği uyarısında bulunan Güven, "Yanlış ve sağlıksız ayakkabı seçimi bir çok ayak rahatsızlığına sebep olur. Özellikle mantar oluşumu, nasır, yürüme bozukluğu ve tırnak batması, bacak ve bel ağrıları gibi şikayetler yanlış ayakkabı seçiminden kaynaklanıyor." diyor.

Kış aylarına göre yazın ayakta kalma süresinin arttığını, bu sebeple doğru ayakkabı seçiminin daha büyük önem kazandığının altını çizen Güven şu önerilerde bulunuyor: "Ayakkabı alırken yakışıp yakışmadığından çok rahat olup olmadığına bakılmalı. Özellikle doğal malzemelerden yapılanlar tercih edilmeli. Terlemeyi önleyen ve ayağa hava almasını sağlayan modeller alınmalı. Terleten ayakkabılar kötü koku ve mantara sebebiyet verebilir. Ayakkabı ayağı sıkmamalı,rahat bir ayakkabı tercih edilmeli. Sıkı ayakkabılar kan dolaşımını engeller ve ayak ve bacağa büyük rahatsızlık verir. Sıkılığı ayarlayabilmek için bağcıklı ayakkabılar tercih edilmelidir."

AYAKKABINIZI ÖĞLEDEN SONRA ALIN

Güven, insan hacminin gün boyu genişlemesi sebebiyle ayakkabıların öğleden sonra ya da en uygun zaman olan akşama doğru alınmasını tavsiye ediyor. Beden ağırlığının akşama doğru yerine oturduğunu dile getiren Güven şu bilgileri veriyor: "Sıkı ve rahatsız eden bir ayakkabı insana büyük ızdırap verir. Ayakkabı alırken sağ ve sol mutlaka birlikte denenmeli. Birkaç adım yürüyerek rahatlı test edilmeli. Ayağınızın en uzun parmağından itibaren ayakkabının ucunda biraz boşluk olması ayağınızı çok rahatlatacaktır. Çok ayakta kalıyorsanız ortopedik ayakkabı alın. Bu ayakkabılar beden ağırlığını dengeleyeceğinden sizi rahatlatacaktır. Çorapsız ayakkabı giymeyin, ayakkabının kıvrımları ayaklarınızda yara meydana getirebilir. Pamuklu çorap tercih edin.

Kaynak:Haberturk.com

Tatilden önce zayıflamak için 7 yol


Tatil zamanı geliyor: Tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

İşte tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

Tatlı yiyin

Kilomu vermeye çalışıyorsunuz tatlı yiyin. Doğru okudunuz. Bir parça çikolatalı kek ya da salata yemişsiniz farketmez kalori kaloridir. Yani hem tatlı yiyerek hem de sebze yiyerek kilo verebilirsiniz.
Deneyin: Yemekte tatlı ihtiyacınız için meyveli tart yiyin.

Geç yemek yemek

Eğer açsanız geç yemek yemek  formunuzu korumanıza engel olabilir ya da kabuslar görmenize ve midede rahatsızlık hissetmenise neden olabilir. Eğer gerçekten açsanız birşeyler yiyebilirseniz ama o  kadar  aç değilseniz sadece elma yemeniz yeterli olur. Doğal yiyecekkleri ne zaman yediğinizin aslında çok da önemi yoktur. 
Deneyin: Eğer yemeği geç yiyecekseniz menünüzde salata ve çorbayı bulundurun yada kahvaltı yapın.

Egzersiz 

Amerikan Sağlık Kuruluşu'nun  araştırmalarına  göre günde en az 10 dakika egzersiz yapmak formda kalmanızı sağlıyor.
Deneyin: Vücudunuzun  formunu  korumak için her gün 15 dakika yürüyün. Ayrıca, günde 15 kere şınav ve mekik hareketlerini uygulayın.

Karbonhidrat 

Vücudumuzun karbonhidrata da ihtiyacı var. Bunun  içinde karbonhidrat içeren besinler yemelisiniz. Doğru  şekilde  alınan karbonhidratlı besinler hızlı kilo vermenizi sağlar. 

Koşu bandıyla  form 

Rutin bir  şekilde  kullanıldığı için biraz sıkıcı olabilir ama koşu bandı enerjinizi yakarak kalorinizi dengelemenizi sağlar.

Deneyin: Her gün 5 dakika ip atlayın.

Tartılara veda

Hormonel bozukluklardan dolayı  kilonuz  artabilir ya da azalabilir. Kilo verdiğinizi eski dar jeanslerizi 2 haftada bir deneyerek görebilirsiniz.

Sağlıksız diyet yapmayın!

Çoğu insan kilo vermek için sağlıksız diyetler uyguluyor ve egzersiz programlarını takip ediyor. Günlük alışkanlıklarını yaptıkları egzersiz programları ve diet programları için değiştiriyor. Bu gibi riskli denemeler yerine uzman tavsiyesiyle uzun süreli doğru beslenme programları uygulayın.

Kaynak:iVillage.mynet.com
Alıntı:Leyditurk.com

Çiçeklerle doğal güzelliği yakalayın


Harika kokularla birlikte renklerin de ilham kaynağı çiçekler kırılgan ve geçici olmalarına rağmen doğalarında tüm güzellik ögelerini bulunduruyor.

Doğa, insanlara renkler ve çiçekler sunuyor. 

Harika kokularla birlikte renklerin de ilham kaynağı çiçekler kırılgan ve geçici olmalarına rağmen doğalarında tüm güzellik ögelerini bulunduruyor.

Günümüzde çiçek özleri olmadan, hiçbir kozmetik üretilemez. Onlar şifa güçlerinin yanı sıra, güzel kokulu parfümlere de hayat veriyorlar. Birçok çiçek, özellikle parfüm üretimi için kullanılıyor. Çiçek özleri zengin vitaminler ve cildin korunması için aktif bileşenler içerir. Vücut, saç sağlığını korumak için çiçeklerdeki doğal özleri kullanmak çok önemli.(www.herbalisttarkan.com) Yıllardır dağ bayır demeden doğadaki sağlık, güzellik ve gençlik ögelerini araştırıyor, yeni doğal güzellik mucizelerinin insanlara ulaşması için çabalıyoruz. Bu kez sıra çiçeklerde...

Papatya
Çiçekler içinde cildi iyileştirici özellikleri bulunan en yaygın bitkidir. Çiçekleri vitamin E, Provitamin A, C vitamini içerir. Papatya antiseptik etkiye de sahiptir. Cildi yatıştırır, tahriş ve kızarıklıklara iyi gelir. Cildiniz kolayca iltihaplanıyorsa ve pul pul dökülüyorsa, papatya özlü krem kullanmalısınız. Allerjik ciltlere de bu krem çok iyi gelir. Saçta da harika bir etki yaratır; hem rengini açar hem de uzamasını sağlar.

Gül
Gül yaygın olarak kozmetik ve parfümeride kullanılır. Suyu cilt sorunlarına iyi gelir. Cildinizi korur ve cildi yenilemek için antioksidanlar içerir. Gül ekstresi yüz bakımı, vücut, saç için önemli bileşenler içerir. Cildiniz kuru ise bir avuç gül yaprağını sıcak suya atın, bir iki kez kaynatın ve buharına yüzünüzü tutun. Bu uygulama sonrasında cildiniz inanılmaz yumuşacık olacaktır.

Lavanta
Lavantanın mükemmel antiseptik özellikleri vardır. O hızla iltihapları, böcek ısırıklarını, kabarcıkları, çürükleri ve yaraları iyileştirir. Hassas cilt tipine sahip kişiler için vazgeçilmezdir. Ekstresi, esansiyel yağı derideki metabolik süreçleri harekete geçirir. Kuru ciltler için yararlıdır. Kaşıntıları durdurur. Demlediğiniz lavanta suyu saç köklerine uygulanırsa, kan dolaşımını artırır ve kepek oluşumunu engeller.

Peygamber çiçeği
Kozmetikte genellikle hassas göz kapağı derisinde ve göz çevresindeki sorunlu alanlar için kullanılır. Peygamber çiçeği özü kullanılarak hazırlanan ciltte şişme, kızarıklık ve kaşıntıları azaltır. 

Menekşe
Yağlı ciltli insanlar bu çiçeğin özünden ya da yağından yararlanabilir. Bu çiçek C vitamini içerir. Menekşe yapraklarında yatıştırıcı bir şifa vardır. Bir miktar menekşeyi çiçek ve sapları ile kaynar suya dökün. Soğuduktan sonra günde üç kez bu su ile yüzünüzü silin. Losyonu buzdolabında en fazla üç gün muhafaza edebililirsiniz.

Kekik
Antik Mısır'da, bu bitki "gençlik koruyucusu" olarak adlandırılır. Bu nedenle, kekik sarkık ya da yorgun ciltlerde önemlidir. İçinde bağışıklık sistemini güçlendici maddeler vardır. Ciltteki ve vücuttaki yaşamsal fonksiyonları güçlendirir. Fakat kekik yağından cilt için yararlanmak istiyorsanız bunu önermem. Çünkü ciltte aşırı kızarıklık ve yanma yapabilen bir yağdır. Yağını değil, sadece çayını demleyerek yüzünüze pamukla uygulayabilirsiniz

Narenciye
Turuncu çiçek özleri ve limon genellikle anti-stres etkisi taşır. İçeriğindeki vitaminler cildi besler ve solgun ciltleri canlandırır. Şişlik ve lekeleri kaldırılır. Cilt daha elastik hal alır. Limon, portakal, mandalina, limon ve greyfurtun doğal yağlarının ve özlerinin yer aldığı kremler cilt kırışıklıklarını yok eder, gençlik ve tazelik verir. (Bu kremleri biz de üretiyoruz)

Yasemin
Efsanevi bir çiçek... Uçucu yağı çok etkili. Çok sık kozmetik ürünlerde anti-aging için kullanılır. Cildi gençleştirir. Yasemin içeren aroma terapi yağı banyodan önce masaj yapılabilir. Ciltteki çizikler ve yara iyileşmesi için olumlu etkiler gösterir. Cildin esnek ve pürüzsüz hale gelmesine yardımcı olur.

Sümbül
Bu çiçekteki özler kırışıklıkların ortaya çıkmasını önlemek, mükemmel pürüzsüz bir cilt oluşturmak içen kullanılır. Yaprakları zararlı atmosferik etkilere karşı korur.

Sardunya
Bu çiçekle parlak saç oluşturmak için tonik yapabilirsiniz. Sardunya yapraklarını 20 dakika sıcak suda tutun. Sonra su ılıyınca bu su ile saçınızı yıkayın

Ekinezya
Bu bitki genellikle nemlendirici içeren koruyucu kremlerde kullanılır. Cildi yenileyici olduğu gibi sivilce ve iltihaplara da iyi gelir.

Herbalist Tarkan Güveloğlu
Kaynak:Ekolay.net

Ayrılıklar hep acı verir


Aşk yaşıyordunuz ve ayrılık acısı hayatınızı mı kararttı?

Aradığınız kişinin o kişi olduğunu hissettiniz ama siz istemediğiniz halde ayrılmak zorunda kaldınız. Üzülmeyiniz,  yalnız değilsiniz. Ayrılıklar hep acı verir ve zaman en iyi ilaçtır. Yaşamakta  olduğunuz bu sürecin 'geçici' olduğunu bilmelisiniz. İnsanlara yardımcı  olmak isteyen medyum ve tarot okuyucusu Brenda, ayrılık acısı çekenlerin bu  sıkıntılı süreci mümkün olduğunca çabuk atlaması için tavsiyeleri  şu şekil.

1.Gereksiz bütün iletişimi kesin.

Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle  konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz  kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle (sadece bu konuları  konuşmak amacıyla) temas kurabilirsiniz. Ama ortak arkadaş ve dostlarınızla  sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Ortak sosyal çevre nedeniyle aynı  ortamlara girmeniz gerekiyorsa, nazikçe selamlaşmak dışında o kişiyle yalnız  kalmayın ve konuşmayın.

2. Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği eşyalardan derhal  kurtulun.

Hediyeler, notlar, mektuplar vs. Bunları  ayrıldığınız kişiye geri vermeyin. Maddi değeri olmayan eşyaları atın.  Satılabilecek olanları (giysiler vs) satın veya hayır kurumlarına bağışlayın.  Hiçbir koşulda bunların size geri gelmeyeceğinden emin  olun.

3. Arkadaşlarınızla daha sık  vakit geçirin.

Zor zamanlarda arkadaş desteği  önemlidir. Ama arkadaşlarınızı ağlama duvarına çevirmeyin. Onlarla birlikte  yapacağınız başka etkinlikler sizi  oyalayacaktır.

4. Hemen başka bir ilişkiye atlamayın!

Çivi çiviyi söker diyerek hemen  başkasıyla ilişkiye giren insanlar vardır. Ama bu yanlıştır! Başka insanlarla  tanışmak tamam ama başka insanlarla duygusal ve cinsel ilişkiye başlamak için  çok yanlış bir dönemdesiniz. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi  bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

5. Eğlenceli ve yaratıcı bir şeyler yapın.

Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir  zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize  başlayın.

6. Ayrıldığınız kişinin hiç hoşlanmadığınız negatif yanlarını düşünmeye çalışın.

İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır.  Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep 'yaşanan mutlu günleri' düşünür ama bu  düşüncenin size bir yararı olmaz. Kendinize "Ayrılmamız iyi oldu, çünkü..." diye  başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir 'arınma' süreci olarak  düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya  oturtabileceksiniz.

7. Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın.

Bu kağıdı asla o kişiye göndermeye  kalkmayın! Bu kağıdı bir süre sakladıktan sonra yok edin gitsin. Ayrıldığınız  kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yoktur. Çünkü o artık sizin  duygularınızı önemsemediği için sizin hayatınızdan çıkıp gitti. Ona olan  duygularınızı açıklamanız onu geri getirmez. Aksine sizi zayıf ve patetik  gösterir.

8. Yalnız kalmaktan korkmayın!

Dünyanın sonu değil bu. Bu sizin  yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde.  Kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa  bulacaksınız.

9. Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş  olmayı falan düşünmeyin.

Ayrılırken "dost kalmak"  nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost  kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o  kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar  verebileceksiniz. Daha önce değil.

10. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye  sardırmayın!

Acınız unutmak için başkasıyla seks  yapmaya da kalkmayın. Hiçbir faydası olmaz!
Yaşadığınız bu acılı sürecin en  iyi ilacı zamandır. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve nazik olun. Ayrılıktan  ötürü kendinizi suçlamayın. Bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışın.  Yaşananların bir hata değil, ileriye giden yolda yaşadığınız bir öğrenme süreci  olduğunu düşünün.

Kaynak:ivillage.mynet.com

En güzel hangi burç öpermiş


Masum ve küçük bir öpücük mü? Yoksa aşk dolu ve ateşli bir öpüşme mi? Burcunuza göre öpüşme tarzınız haber detayında.

Koç erkeği
Öpüşmeye doyamayan Koç erkeği, her zaman en iyi dudaklara sahip seksi kızları aramakla meşguldür.

Koç kadını
Cesaretli ve deli dolu Koç kadını, ilk adımı kendisi atmaya çekinmez. Öpüşmekten büyük haz duyar.

En iyiler: Yay, Akrep, Aslan
Riskliler: Oğlak, Yengeç, Boğa

Boğa erkeği
Onun için öpüşmenin içten olması, fanteziden önemlidir. Eğer gerçekten seviyorsa, o zaman Boğa erkeği tam bir boğaya dönüşür.

Boğa kadını
Boğa kadını bu burcun erkekleriyle kıyaslandığında öpüşme konusunda daha yaratıcıdır. Bazıları öpüşme durumunu adeta hiç yoktan yaratırlar ve tam hedeflerini tuttururlar.

En iyiler: Terazi, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan

İkizler erkeği
Genelde çok sakin ve hassas öper, yavaşca dokunur sevgilisinin dudaklarına. Çekici bir havaya bürünmesini çok iyi bilir ve öptüğünde bir kaç gün süren bir etki bırakır.

İkizler kadını
Öpüşmeleri erkekleri çıldırtacak biçimdedir. Değişik oyunlarla öpüşmeyi daha ateşli yapmaya çalışır. Böyle bir kadını hangi erkek öpmek istemez?

En iyiler: Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Yengeç erkeği
Hislerini en iyi öperken ifade eder. Sevdiği kadını dudaklarının ve dilinin ateşiyle büyüler.

Yengeç kadını
Öpüşme maratonu yapılsaydı, o, muhakkak birinci olurdu. Onu öperken can sıkıntısından şikayetçi olamayacaksınız, çünkü Yengeç kadınının öpüşmeleri çok şehvetli olur.

En iyiler:Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Aslan erkeği
Aslan erkeği, öptü mü tam öper. Yani dudaklarindaki bayan kendini heyecandan tamamen onun kollarına teslim edene kadar bırakmaz.

Aslan kadını
Aslan kadını tarafından öpülen erkek, zamanı ve mekanı unutur. Öpüşmek ancak bu kadar mükemmel ve bu kadar ateşli olabilir.

En iyiler:Kova, Yay, Akrep, Terazi
Riskliler: Boğa, Oğlak, Başak

Başak erkeği
Aşık Romeo gibi davrandığı söylenemez. Ancak azimli ve tuttuğunu koparan Başak erkeği sevgilisinin nelerden hoşlandığını çabuk keşfeder. O zaman öpücükleri, yıldırım gibi yüreğinize saplanır.

Başak kadını
Bu konuda erkeği tarafından yönlendirilmeye bayılır. Yavaş ve hassas dokunuşlu öpücüklere dayanamaz. Onun için öpüşmek, çok büyük önem taşır. Bu nedenle de hayatında hiç bir öpüşmeyi unutmaz.

En iyiler: Oğlak, Boğa, Balık, Yengeç
Riskliler: Akrep, Aslan, Terazi

Terazi erkeği
Kadınları kendine çeken bir büyüye sahip, aynı zamanda bir öpüşme uzmanı. Hassas Terazi erkeği, kendini tamamen öptüğü kadına adar ve onu yaratıcılığıyla her seferinde yeniden şaşırtmayı başarır.

Terazi kadını
Onun için sevişmek bir nevi sınavdır. Çok seçicidir ve herkese hedefin kapısını açmaz. Çok sık öpüşmesinin nedeni belki de kendine yakışan erkeği belirlemek istediği içindir.

En iyiler: Kova, İkizler, Boğa, Aslan
Riskliler: Akrep, Oğlak, Başak

Akrep erkeği
Akrep erkeği tarafından öpülmek ve kendinizden geçmemek mümkün değil. Sevgilisini memnun edebilmek için hiçbir şey esirgemez. Bu arada biraz fazla ileri gittiği de olabilir.

Akrep kadını
Biraz tedirgindir öperken. Bir bakarsınız çekingen ve utangaç olur, bir bakarsınız dudaklarınıza vampir gibi yapışır. Cazibesine hiç bir erkek dayanamaz. Adeta büyüler.

En iyiler: Boğa, Koç, Balık, Aslan
Riskliler: İkizler, Terazi, Kova

Yay erkeği
Öpüşme sanatını onun kadar iyi bilen yoktur. Açık ve dobra tavırlarıyla öptüğü kadının tam kalbine isabet eder.

Yay kadını
Hep bir öpüşme macerası peşindedir. Hayalindeki erkeği bulduğunda onu şımartmasını çok iyi bilir.

En iyiler: Kova, Terazi, İkizler, Aslan
Riskliler: Başak, Oğlak, Boğa

Oğlak erkeği
O, kadınını dayanıklı, hırslı olmasıyla ödüllendirir. Kadının her istediğini yerine getirmek için, elinden geleni yapar.

Oğlak kadını
Bazen biraz canı sıkılmış gibi davranır, fakat bu sadece kontrolünü kaybetmek istemediği içindir. Eğer erkeğine güveniyorsa tam bir seks fırtınası estirir.

En iyiler: Boğa, Balık, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan, Akrep

Kova erkeği
Bütün sevişme çesitlerini dener ve en iyi öpüşme şeklini bulmaya çalışır. Çevresinde gördükleri ve duyduklarından çok etkilenir ve herşeyi denemeye hazırdır. Kova erkeğiyle öpüşürken heyecanını kaybetmezsin.

Kova kadını
Bu konuda oldukça yaratıcı ve adeta bir öpüşme uzmanıdır. Sınırsız fantezi ve fikirlere sahiptir.

En iyiler: İkizler, Yay, Koç, Terazi
Riskliler: Başak, Boğa, Akrep

Balık erkeği
Onun için öpücük bir yemindir. Eger aşıksa dudakları adeta romantizm fışkırtır. Bu kadar duygulu olabilmesi için öptügü kişiye sonsuz güvenmesi gerekir.

Balık kadını
Hayalindeki erkek olunca, kendini tamamen onun dudaklarına bırakır. Başkaları isteklerini kelimelerle ifade ederken, Balık kadınları bunu en iyi şekilde dudaklarıyla yapar.

En iyiler: Yengeç, Oğlak, Boğa, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Kova, Akrep

Kaynak:Ekolay
 

Top
logo