ads

SON YAZILAR

Dudak dolgusunda son yöntem


Dudakta şekil bozukluğuna yol açabilen kalıcı slikonların ve haylüronik yöntemin yerini "permalip" denilen teknoloji aldı. "Permalip" dudak implantları, özel kapsül içerisinde olduğu için ödem ve alerji riski taşımıyor ve uzun yıllar deforme olmadan kullanılabiliyor.

Yeditepe Üniversitesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihat Nazmi Baran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, estetiğin artık dudakta da çok sık kullanıldığını, ancak uygulama sonrası dudakların doğal ve pürüzsüz olması gerektiğini söyledi.

Dudakta şekil bozukluğuna yol açabilen kalıcı slikonlarının yerini haylüronik bazlı geçici dolgulara bıraktığını, ancak bu dolguların da zamanla vücut tarafından emildiği için 6-8 ayda bir tekrar edilmesi gerektiğini belirten Baran, haylüronik içerikli dolguların asimetrik şekilde erime riski bulunduğunu ifade etti.

Baran, son 10 yıldır kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusunun da dolgunlaştırmada kullanıldığını, ama yağın zamanla vücut tarafından emildiğinden dolayı haylüronik asit dolgusu kadar kısa bir ömre sahip olduğunu ve yine asimetri riski taşıdığını söyledi.

Dudak dolgusunda son yöntemin "Permalip" diye isimlendirilen teknoloji olduğunu dile getiren Baran, yöntemin diğer iki tekniğin tercih edilen yönlerine sahip olduğunu, ancak söz konusu dezavantajları taşımadığını vurguladı.

Permalipin, vücutla tüm uyum testlerinden geçmiş, ödem ve şekil bozukluğuna yol açmayan, ABD'nin saygın kalite uyum mercii FDA onayına sahip, silikon dudak implantı olduğunu belirten Baran, "Yeni yöntemin en üstün özelliği, gerektiğinde daha küçük ya da büyük boy implantla zahmetsizce değiştirilebilir, sıkıldığında dudaklarınızdan çıkarılabilir oluşudur. Zaman içinde deforme olmuyor, erimiyor ve uzun seneler ilk günkü formunda kalabiliyor" diye konuştu.

Estetik cerrahide uygulanan dolgular için en ağrılı uygulamanın dudak dolgusu olduğunu anlatan Baran, Permalip'le hem sürekli ağrılı bir dolgunlaştırma süreci yaşanmadığını hem de dolgu için sürekli para harcanması gerekmediğini söyledi.

"Doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyor"

Prof. Dr. Baran, uygulamanın lokal anesteziyle yaklaşık 15-20 dakikada ağrısız bir şekilde uygulanabildiğini, implantların değişik boy ve kalınlıklarda, doğal dudak kıvrımlarıyla uyumlu olduğunu belirtti. Yumuşak ve tek parça silikondan üretilmiş bir dudak implantı olan Permalipin, ağrılı, pahalı ve tekrarlayan dudak dolgularının aksine, kalıcı,  kolay uygulanan ve istenildiğinde çıkarılabilen bir dudak dolgunlaştırma seçeneği olduğunu ifade eden Baran, "Özellikle komplikasyonların sık sık görüldüğü kalıcı dudak dolgularının aksine, permalip yumuşak ve dudak  konturlarınızla uyumlu kalıcı bir teknik olarak öne çıkmaktadır" diye konuştu.

Permalipin değişik boy ve dolgunlukta çok sayıda seçenek sunduğunu ifade eden Baran, hangi boy dolgunun nasıl durduğunun, yapılmış uygulamalara ait fotoğraflarla gösterildiğini söyledi.

Permalip, üretildiği yumuşak silikon ham maddesi sayesinde, daha önce kullanılmış dudak implantlarının aksine, suni bir görünüm yaratmıyor, gülerken ya da konuşurken dudakların sert ve şekilsiz görünmesine yol açmıyor ve dokunulduğunda yabancı bir doku hissi uyandırmıyor. Uygulama sonrasında, dudakların doğal kıvrımları aynen korunuyor, dudak hareketlerinde bir değişikliğe neden olmuyor.

Uygulama 15-20 dakika sürüyor

Uygulama için dudaklar lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra, her iki dudak kenarından seçilen permalip uygun pozisyonda yerleştiriliyor. Gerekli ise aynı işlem alt dudağa da uygulanıyor. Bütün uygulama yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Permalip kalıcı dudak şekillendirme işlemini takip eden gün normal aktivitelere devam edilebiliyor.

Uygulama sonrasında normal doku yumuşaklığına kısa sürede ulaşıyor ve dokunma esnasında dahi hissedilmiyor. Permalip yumuşak ve tek parça silikondan ve özel bir kapsül içinde olduğundan, doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyor.

Permalip uygulaması sonrasında, dudaklarda hafif bir şişme ve gerginlik görülüyor. Uygulama yapılan kişiye bağlı olarak hafif morluklarla karşılaşılmakla birlikte takip eden birkaç gün içinde bu morluklar geçiyor.

Uygulama sonrasında kısa bir süre için enfeksiyon riskine karşı antibiyotik kullanımı öneriliyor.

İstenildiğinde dudaktan implantın çıkarılması sonrasında dudaklarda bir deformasyon olmuyor.

Kaynak: CNN Turk

Doğal kaşlar geri geliyor


İnce ve kalkık kaşların yerini artık kalın kaşların aldığını söyleten güzellik uzmanları, kaşlarını tekrar düzene sokmak isteyenler için ipuçlarını ve yaşlara göre dikkat edilecek önerileri açıkladı.

Kalın ve doğal kaşlar geri geliyor. İyice incelmiş, yok edilmiş, botoksla havalanmış kaşlara son. İşte, kaşlarınızı tekrar düzene sokmak ve doğal haline döndürmek için sırlar ve yaşlara göre kaşlar…

Saçlarımızdan akan ter damlacıklarının gözlerimize girmesini engellemekten çok daha önemli (En azından biz kadınlar için öyle) bir işlevi var kaşlarımızın! Onlar bakışlarımıza anlam veriyor, gözlerimizin güzelliğini tam anlamıyla ortaya çıkartıyor.

Ve son günlerde, mankenlere baktığınızda hemen anlayabileceğiniz gibi, doğal ve kalın kaşlar geri dönüyor. Ancak, bu herkes için iyi bir haber mi, biraz tartışılır. Çünkü yıllar boyu bir elinde cımbız bir elinde ayna kaşlarıyla uğraşanlar şimdi kara kara düşünmeye başladılar bile; küstürdükleri kaşlarıyla nasıl olacak da barışacaklardı acaba? Onları küçük kaş okulumuza davet ediyoruz.

Doğal, güzel ve yüzüyle uyumlu kaşlara sahip olmak isteyen herkes, bu okulun öğrencisi olabilir. Hazır mıyız? O zaman haydi, önce yaşınıza göre sınıfınızı bulun, kağıdınızı-kaleminizi alın! Zil çalsın ve ders başlasın…

30′lu yaşlarda eski hatalara yeni çözümler

İncecik, oyuk, kalkık… Denemediğiniz stil kalmadı; şimdi kaşlarınızın böyle asi olması o kadar normal ki. Onları yeniden ehlileştirmeniz zor ama imkansız değil. Yapmanız gereken; yüzünüze uyumlu yeni bir hat belirlemek ve bu hat üzerinde, yeniden özgürce çıkmalarına izin vermek. Bu yeni hattı belirlerken, yüzünüzdeki bazı kusurları da gizleyebilirsiniz. Örneğin alnı dar olanlar kaşlarını alta, yani gözlerine yakın şekilde kalınlaştırabilir.

Alnı fazla açık olanlarsa tam aksini yapabilir. Gözlerinin fazla yakın olduğunu düşünenler kaşlarının arasını açarak bu kusurlarını gizlemeye çalışırken, gözlerinin arasının fazla açık olduğunu düşünenler ise kaşların arasını mümkün olduğunca yakın bırakabilir. Kaşlarınızın uzama evresinde en büyük yardımcınız, bir kaş kalemi olacak.

Kaşlarınızın rengiyle uyumlu, suya dayanıklı bir göz kalemi, yeni uzamakta olan kaşlarınızı kamufle etmek için idealdir. Peki, her biri başka bir yöne doğru uzayan tüylerle nasıl baş etmelisiniz? Bu tüyleri düzenli olarak eski bir diş fırçasıyla fırçalamalı ve birazcık saç jölesiyle şekil vermelisiniz.

20′li yaşlarda sadeliği seçin

Akla her gelenin yapıldığı yaşlar, 20′li yaşlardır… Oysa, uzmanlar gençlerde doğal kaşta ısrarcı. Tavsiyeleri, gerekli değişikliklerin dışında kaşlarına dokunmamaları. Peki, bu değişikliklerin gerekli olup olmadığına nasıl karar verilmeli? Kaşınızda 2 çizgi hayal edin; biri burun deliğinizin yanından burnunuzun köküne kadar, diğeri de, burun deliğinizden gözünüzün dış kenarından yukarı devam etsin. Kaşlarınız, bu 2 çizginin arasında kalmalı. Yani, 2 çizgi dışındaki tüyleri alabilirsiniz. Ancak, tüyleri çıkış yönünde almalı, düzenini bozmamalısınız.

40′lı yaşlarda bakışlarınıza gençlik katın

40 yaşını geride bırakanlar için en büyük problem, yüzün sıkılığını ve diriliğini kaybetmesiyle kaşların yavaş yavaş göz kapaklarının ve gözlerin üzerine yığılmaya başlamasıdır. Bu yaşlardaki kişilerin yapması gereken ilk iş; öncelikle kaşlarını çok inceltmekten kaçınmaları, burun köküne yakın kısmı mümkün olduğunca doğal bırakmaları ve şekil vermek için sadece kaşların uç kısımlarıyla oynamaları. Böylece gözlerinin daha çekik görünmesini sağlayabilirler. Nasıl mı? Kaşların uca doğru olan 1-2 santimlik kısmını tamamen alabilirler. Ardından da bir kaş kalemiyle, doğal kaş çizgisinin hemen üzerine (Çok fazla yukarıda olursa yapay bir görümün olabilir) yeni bir hat çizilmelidirler. Yeni kaşlarını oluştururken dikkat etmeleri gerekense, tek bir çizgi yerine minik minik dokunuşlarla birçok küçük çizgiden yararlanmak…

Erkeklerin evlilikten kaçış nedenleri


Erkekler, evlilik bağıyla bağlanmaktan korktuklarını, tavırlarıyla sergilerler. Erkeklerin bağlanmaktan bu kadar korkmalarının nedenini bir de kendi ağızlarından duymaya ne dersiniz? İste erkeklerin evlilik öncesindeki korkulu itirafları…

Erkekler sorumlulukların ilişkiyi bozacağını düşünüyor! Erkek için evlilik bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir. Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir.

Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken, erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler.

1. O hayati cümleyi duymak: Hastalıkta ve sağlıkta… (Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.)

2. Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek. (Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak)

3. “Ya?” kuruntusuna kapılmak. (Ya başka bir kadına âşık olursam?)

4. Boşanmak. (Yanlış ata oynamak gibi)

5. Anne – babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak. (ya da anne – babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına “Meleğim”, “Balım” ya da “Aşkım” diye hitap etmek)

6. Başkanlık mevkiinden ve Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da Uzlaşma denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanin neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.

7. Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneğinin aktif üyelerinden biri haline gelmek.

8. Ezbere bir hayat. (sıkıntı, fazla yüzgöz olma ve sıradanlık)

9. Sükûnet, denetim, bos alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.

10. Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adim atmak.

Doğal güzelliğin alfabesi


Güzellik uzmanları, tepeden tırnağa bakımlı ve güzel bir kadın olmanın hiç de zor olmadığını söylüyor. Kendinize ayıracağınız birkaç ekstra dakika ve her kadının bilmesi gereken minik güzellik sırları ile güzelliğinize güzellik katabilirsiniz…

Pırıl pırıl saçlar, ışıl ışıl bir cilt, yumuşacık eller, güçlü tırnaklar, enerji saçan gözler, zinde bir vücut. İşte bütün bunlar için yapmanız gerekenler…

Saçlarınızı düzenleyin
Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.

Saçlarınızın kolay yağlanmasına izin vermeyin
Şampuanlama sırasında eğer saçınızı tarayacaksanız çok sert biçimde taramak yerine hafifçe tarayın. Ayrıca kullandığınız kremi saçınızın ortasından başlayarak uçlarına doğru sürün.

Saçlarınızın daha hacimli olması için pudra kullanın
Cansız saçlarınızı canlandırmayı ve daha hacimli görünmesini istiyorsanız bebek pudrası kullanın. Kullandığınız bu pudra saçınızdaki fazla yağı alacak ve saç tellerinizi daha kalın gösterecektir.

Eğer saçınızın grileştiğini görürseniz kullandığınız pudranın birazını yıkayın. Çünkü çok kullandığınızda saçınıza zarar verebilir.

Saçlarınızı kurutmadan önce
Saçlarınızın dalgalarının kalıcı olmasını istiyorsanız kurutma makinesiyle kurutmadan önce bir müddet kendi kendine kurumasını bekleyin.

Bebeklik saçlarınıza çözüm bulun
Alnınızın üstünde bulunan tüy gibi ufak bebek saçlarınız için çok kolay bir önerimiz var. Diş fırçanızı ıslatın ve öndeki o ufak saçları arkaya doğru tarayın. Daha sonrada yerinde kalmaları için şekillendirici kullanarak kurutun.

Sabah yaptığınız saç modelinizi koruyun
Sabah evden çıkarken yaptığınız saç modelini günün ilerleyen saatlerinde de kullanmak istiyorsanız ufak tokalarla saçınıza destek yapabilirsiniz.

Kepek sorununa son
Şampuanlama sırasında saçınıza masaj yaptıktan sonra nemli bir havlu ile kurulayın ve tarayarak kepekleri atın. Ayrıca banyo sırasında şampuanınıza elma suyu ekleyebilirsiniz. Fakat bu karışımı uyguladıktan sonra saçınızı kurutmayıp kendiliğinden kurumasını bekleyin. Artık sabah kalktığınız zaman saçınıza şekil verebilirsiniz.

Saçlarınızı kolay şekillendirin
Briyantin gibi saç şekillendiricilerini kullanmadan önce saçınızı kurutun. Ama yine de biraz nemli kalabilir. Böylelikle hem kullanılması daha rahat olur hem de saçınız daha kolay şekil alır.

Kendinizi iyi hissetmek için banyo yapmayı düşünüyorsanız, duş aldıktan sonra 38 derecelik banyo suyuna 1,8 litre saki (bir çeşit Japon içkisi) ve bir avuç deniz suyu atarsanız tüm ölü hücreleriniz temizlenmiş olur.

Yüzmeden önce saç bakımı
Denize ya da havuza girmeden önce saçlarınızı soğuk su ile ıslatın. Böylece saçlarınız tuzlu ve klorlu suya girmeden önce kendini yeniler ve korur.

Saçlarınızın parlaklığını korumak için
Özellikle açık renkli saçlı kadınların yapması gereken tek şey, saçlarının parlaklığını korumaktır. Işıl ışıl saçlara kavuşmak için banyodan sonra durulama sırasında bir iki damla limonu su ile karıştırarak saçınıza sürmelisiniz.

Sevgisiz yaşayamazsınız


Aslında bir çok ilaç gibi sevgi de reçeteyle verilmeli. Çünkü sevgi, fiziksel ve ruhsal sağlığı gerçek anlamda olumlu yönde etkileyen benzersiz bir ilaç. Sevgi, vücudumuza zindelik veriyor ve pozitif düşünmemizi sağlıyor.

Minik bir dokunuşta bile vücudumuz yüksek miktarda mutluluk hormonu üretiyor, ruhsal ve fiziksel dengemizi koruyor ve kendimizi zinde hissetmemize yardımcı oluyor.

Mutluluk kaynağı

Cildimizdeki milyonlarca sinir ucu, yumuşak dokunuşları anında beynimize iletip serotonin hormonunun salgısını artırıyor. Üretilen bu serotonin, bağışıklık sistemine saldıran hastalık etkeni bakteri ve virüslere savaş açıyor. Mutluluk hormonu endorfin üretimi artıyor. Endorfin, bağışıklık sistemini zayıflatan stres hormonlarını bloke ediyor.

Cildi bebek gibi yapıyor

Minik bir öpücükle bile, ciltteki kan dolaşımı yüzde 30 oranında artıyor. Çünkü öpücükle yaklaşık olarak vücuttaki 38 kas harekete geçiyor.

Öpücük ateşlendikçe adrenalin hormonu da üretimi de katlanarak artıyor. Bu hormon, atardamarları genişletip, alt ve üst derideki damarların kan dolaşımını harekete geçiriyor. Böylece damarların elastikiyetini arttırarak cilde pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor.

Nezleyi gideriyor

Yüksek adrenalin dengesi, burundaki kan damarlarını tıkayıp, sıvı akımını yavaşlatıyor ve tıkalı burnu açıyor. Ayrıca gözlerin sürekli sulanması da adrenalin üretimiyle duruyor.

Sistem tıkır tıkır işliyor

Aşk, vücudun enerji yakımını arttırıyor. Metabolizmanın hızlanmasıyla vücuttaki kaloriler daha hızlı yakılıyor. Böylece kas ve yağ tabakalarındaki şeker miktarı azalıyor. Bu nedenle aşık insanlar bir haftada 5 kilo verebiliyor. Çünkü 1 dakika öpüşmek 7 kalori yakılmasını sağlıyor.

Stresten arındırıyor

İçten bir öpücük gerginlikleri hafifletmek için yetiyor da artıyor bile. Öpüşme ve dokunma esnasında mutluluk hormonlarının, nörotransmitterlerin üretimi artıyor ve “Ben iyiyim” mesajı sinir hücreleri tarafından birbirlerine iletiliyor.

Uzun boylu bebek için bol bol balık yiyin


Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor. 

Bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, balığın ceninin büyümesini sağladığını gösterdi… Araştırma ekibi, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor.

Haftada 2 öğün balık
Bu nedenle anne adaylarının haftada 2 öğün balık yemelerini öneren uzmanlar, normal kilonun altında doğan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp ve tansiyon gibi hastalıklarla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğunu hatırlatıyor.

12 bin kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre hamileliğin son aylarında bol bol balık tüketen kadınların bebekleri, diğerlerinden daha uzun boylu ve kilolu olarak doğuyor. Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor. Britanya’da Bristol Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının 12 bin kadın üzerinde yaptıkları araştırma, balığın ceninleri büyüttüğünü gösterdi.

Uzmanlar, kadınlardan gebeliğin 32. haftasından itibaren ne kadar balık tükettiklerini kaydetmelerini istedi. Bu kayıtlardan yola çıkılarak kadınların, sağlığı olumlu etkileyen Omega 3 yağ asidi tüketimleri hesaplandı. Bilim adamları, çok balık tüketen kadınların bebeklerinin az balık tüketen kadınlara oranla daha büyük olduklarını, balığın ceninin büyümesi üzerinde olumlu etki yaptığı gözlendi.

Olumlu katkı için
Normalde 10 bebekten biri küçük doğuyor, ancak balık tüketmeyen kadınlarda bu sayı sekizde bire çıkıyor. Araştırma ekibinin başkanı Dr. Imogen Roberts, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor.

Bu nedenle gebe kadınların haftada iki öğün balık yemelerini salık veren Dr. Roberts’a göre, doğum sırasında normal kilonun altında olan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıklarla karşılaşma riski daha yüksek.

Balığın, hamilelik süresini uzatmadığına dikkat çeken uzmanlar, doğrudan alınan balık yağının ise hamilelik süresini uzattığını, ancak kilo ve boyu etkilemediğini belirtti. Ancak gebelerin, yüksek miktarda civa içeren kılıç balığı, köpek balığı ve ton balığından uzak durmaları gerekiyor.

Yedi adımda kendinizden emin olun


Sosyal hayatta kendinden emin olmak özellikle günümüzde büyük önem kazandı. Peki bunun kolay bir yolu, bir formülü var mı? İşte hem kendinizden emin olma yetisini kazanmanın yedi yolu…

Akıl durumu

Kendine güvenen biri olmanın ilk adımı kendi duygu ve düşüncelerinizi inceleyebilmektir. Düşünceler oluşturarak ve güven çalışmaları yaparak vücudunuz buna reaksiyon gösterecek ve güven oluşturmaya başlayacaktır. Örneğin sinirlendiğiniz zaman kekelediğinizi düşünüyorsanız bu sizin güveninizi yok edecek bir durumdur. Bunun içinde mümkün olduğunca pek çok insanla konuşarak bundan kurtulmaya çalışın.

Fiziksel görünüm

Dış görünüşünüz güven seviyenizde en büyük rolü oynar. Bu yüzden dış görünümünüze özen gösterin.

Stil

Giydiğiniz kıyafetler insanların size karşı nasıl davranacağının bir göstergesidir. Bu yüzden insanlara beklentilerinden daha fazlasını verin.

Dinleme becerisi

Eğer karşınızdaki kişiye bütün konuşmasını bitirmesine izin verirseniz bu onun, sizin çok iyi bir konuşmacı olduğunuzu düşünmesine neden olacaktır. Ancak siz özellikle ilk buluşmalarda konuşmaları kısa tutun ve olayın özünü anlatın.

Gelgeçlik

Karşınızdaki kişiyi kaybedebileceğinizi unutmayın. Bu siz kendinize güvenmediğiniz için ya da o sizden daha iyi olduğu için değil, hayatta böyle şeylerin olabileceğini kabullenmek gerekiyor.

Uygulama

Sosyal hayattaki uygulamalarınızı çoğalttıkça kendinize olan güvenin yükseldiğini göreceksiniz.

Finansal denge

Bu, diğerleri kadar önem taşımasa da nasıl para kazandığınız size güç verecektir.

Kışın cildinizi yeniden canlandırın


Soğuk ve rüzgârın etkisiyle cildin kuruyup pul pul dökülebileceğini belirten güzellik ve bakım uzmanları, kışın zayıflamış cildinizi yeniden canlandırmak için dikkat etmeniz gereken bir dizi öneride bulunuyor.

Bakımlı bir cilde sahip olmak, sadece güzellik için değil sağlık için de önemlidir. Solgun, sarı, kuru ve buruşmuş bir cilt, başka bir rahatsızlığımız olmasa bile bizi hasta gösterebilir. Bu yüzden sağlık ve güzelliğe giden yolun ilk durağı cilt bakımıdır. Özellikle de kış aylarında… Çünkü kışın soğuk ve rüzgârın etkisiyle cildiniz daha da kuruyup solgunlaşabilir. Peki ya kış bakımı nasıl yapılmalı? İşte uzman önerileri…

Ölü hücreler için…

Cilt temizliği ve bakımı özellikle uzun ve soğuk kış günlerinde büyük sabır gerektirir. Soğuk günlerde yapılacak cilt bakımında atılacak ilk adım, öncelikle kiri almak ve akşamları makyajı silmek için bir temizleyiciyle masaj yapmaktır. Makyaj önce pamukla hafifçe silinir, temizleyici sütle yüz iyice temizlendikten sonra siyah noktaların sıkılmasına başlanır. Enfeksiyon veya kızarıklıkların meydana gelmesini önlemenin sırrı, akneleri sıkarken fazla zorlamamakta ve parmakların temiz olmasında gizlidir. Yumuşak bir fırça ve sabun köpüğüyle yüz ve boyun dairesel hareketlerle temizlenir, sonra da bol suyla yıkanır.

Hafif bir masaj

Bu işlemden sonra yüz, pürüzsüz ve parlak bir görünüm kazanır. Ayrıca ölü hücreleri ve pürüzleri yok etmek için özel kremler de kullanılabilir. Bu kremler yüz ve boyna sürülerek 5 kadar bekletilir. Sonra ince bir kâğıt mendil yardımıyla tonik sürülür. Son olarak, yüze parmak uçlarıyla hafifçe masaj uygulanabilir. Hava şartlarından dolayı zayıflamış dokulara renk ve esneklik kazandırmak için kuvvetli nemlendiriciler kullanılması da iyi olur. Fazla krem bir pamukla alındıktan sonra, cilde uygun bir maske yüze uygulanır. 10 dakika kadar sonra ılık suya batırılmış süngerle yüz silinerek temizlenir. Tekrar bir kat tonikle silindikten sonra yüz artık temizdir.

Derinlemesine temizlik

Aslında, iyi bir cilt elde etmek için izlenecek 3 temel adım vardır. Bunlar temizleme, tazeleme, nemlendirme işlemleridir. Derinlemesine temizlenmemiş bir ciltte; yağ ve kir birikintileri, hücrelerin rahatça soluk alıp vermesini engeller, sonuç olarak da cilt canlılığını yitirir. Temizlenmemiş cilt üzerine yapılacak her bakım, ölü hücrelerce engelleneceğinden etkisiz kalır. Cildi dış etkenlerden, makyaj kalıntılarından ve yağlardan arındıran temizleme ürünleri, gözenekleri açıp cildin canlılığını korumasına yardımcı olur. Bu ürünleri seçerken, cilt tipine uygun olup olmadıklarına dikkat edin.

Hava kirliliğinden korunun

Düzgün bir cilde sahip olmak için iyi beslenmek, bol su içmek, temiz hava almak, iyi uyumak ve stresten uzak durmak gerekir. Özellikle kış aylarında, hava kirliliği, cilt güzelliğinin yitirilmesine neden olabilir. Cildin, sadece yazın değil, kışın da çevreden korunması şarttır. Örneğin rüzgâr, soğuk gibi etkenlerden, engelleyici kremler kullanarak korunabilirsiniz. Kışın cildinizi bol bol nemlendirin. İçki, sigara, yağ, şeker ve kahve, cilde zarar verir. Sık sık kilo alıp vermekten de kaçının.

Tazelenmiş bir cilt

Cildinizin kışın tazelenmesi, yaza hazırlanması gerekir. Tazeleme işlemi cildi canlandırmak, bakterilerden, ölü hücrelerden arındırmak için yapılır. Bu işlem için kullanılan ürünler, yüzde kalan ince tabaka temizleyiciyi ve gözeneklerde birikmiş maddeleri çıkartır, kan dolaşımını hızlandırır, cilt dokusunun daha pürüzsüz olmasını sağlar. Tazelemek için kullanılan maddelere ‘tazeleyici’, ‘tonik’, ‘sıkıştırıcı’ adları verilmiştir. Esas olarak aynı, sadece içlerindeki alkol oranına göre daha hafif, orta ya da serttirler.

Kırışıklıklara karşı

Cilt kimyasında en önemli maddelerden biri nemdir. Nem cildin düzgün, dolgun ve pürüzsüz olmasını sağlar. Nemlendirici seçerken de cilt tipine uygun olanını tercih etmek gerekir. Örneğin kuru ciltler için yağlı, yağlı ciltler için yağ içermeyen, karışık ve dengeli ciltler için de belli miktarda yağ oranı içeren nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Arkadaşlıkla aşk birbirine karışırsa


En iyi erkek arkadaşınızla dostluğun yanı sıra yatağınızı da paylaşmaya başladınız. 

Birkaç kez birlikte oldunuz; onun kolları arasında, onun yatağında uyumaktan müthiş zevk alıyorsunuz ama aranızdaki arkadaşlık ilişkisi de eskisi gibi devam ediyor. Bu durumu öğrenen öbür arkadaşlarınızın tepkisi sizi oturup bir daha düşünmeye yöneltti.

Arkadaşınız size telefon ederek aşk ilişkisi riskini almaktan korktuğunu, belki de cinselliğin devreye girmesinden önceki özel yakınlığınızı yitirmeyi istemediğini söyledi. O konuşmadan bu yana da sizi hiç aramadı. Kendinizi tamamen reddedilmiş ve değersiz hissediyorsunuz. Ne yapmalısınız?

Size en yakın olan erkeğin aranızdaki ilişkinin dostluktan aşka dönüşmesini kabul edemeyişi ne kadar üzücü… Ne yazık ki bu çok bilindik bir hikâye: Cinsellik içermeyen arkadaşlık çizgisini geçtikten sonra ilişki artık geri dönülemez bir biçimde değişir. Sevgili olan bazı arkadaşlar bir süre sonra yine eski hallerine dönerek bıraktıkları yerden devam ederler, böylece ilişkilerinin ‘güvende’ olduğunu düşünürler.

Bazıları ise o sağlam, cinsellikten uzak zemine bir daha asla geri dönemezler. En azından ilişkilerinin selameti için bir süre görüşmeyi keserler. Hâlbuki bu durumla çelişen bir biçimde, yakın cinsel arkadaşlığa adım atmanın en iyi temeli iyi bir dostluk kurmaktır.

Bu nedenle kendinizi suçlamayın, kınamayın ve asla utanç duymayın. Sevgilinizle değil de güvendiğiniz, yakın bir arkadaşınızla beraber olduğunuz için kendinizi cezalandırmayın. Aşk ilişkisinin ileride sevgililerin yakınlaşması açısından daha çok şey vaadettiğini kim bilebilir ki?

Görünüşe göre, erkek arkadaşınızla almanız gereken bazı kararlar ve göğüs germeniz gereken bazı zorluklar var. Dostluğun yanısıra cinselliği de birlikte yaşamaya karar verirseniz, yakın çevrenizden gelen itirazları aşmak zorundasınız. Ayrıca neden beraber olduğunuzu da sakin kafayla gözden geçirmelisiniz.

Birbirinize karşı beslediğiniz duygusal ve cinsel hislerden ötürü mü? Yoksa ikiniz arasındaki seks sadece zaman geçirmeye yarayan bir can sıkıntısı panzehri mi? Belki de ikinizden biri mahremiyetin derin sularına dalmaya hazır değildir. Kendinizi tüm olanların sanığı gibi hissediyor olabilirsiniz ama bu konudaki duygularınızı da daha iyi çözümlemeniz gerekli.

Erkek arkadaşınızla sevgili olmak mı yoksa cinselliği bir kenara bırakıp yalnızca dost kalmak mı istiyorsunuz?

10 bitkiyle sağlıklı zayıflama teknikleri


Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

Atkuyruğu bitkisi

İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz

Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı

Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen

Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik

Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi

Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye

Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere

Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki

Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu

Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Parmağa göre hastalık teşhisi


Yapılan araştırmalar, insan elindeki parmakların hangi hastalıklara yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğu hakkında önemli ipuçları veriyor. İşte bu ilginç araştırmanın ayrıntıları…

İşaret ve yüzük parmağının boyları soğuk algınlığından, kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığa yakalanma riskinin en önemli göstergesi.

Bilim insanları bunun vücutta salgılanan östrojen ve testosteron hormonlarıyla ilgili olduğunu söylüyor.

Salgılanan erkeklik hormonu testosteron yüzük parmağının, kadınlık hormonu östrojen ise işaret parmağının daha uzun olmasına sebep oluyor.

Uzun işaret parmağı kansere yakalanma riskinin daha fazla olduğunu gösteriyor.

İşte İngiltere’deki Swansea Üniversitesi uzmanlarından işaret ve yüzük parmağının şifreleri…

İşaret parmağı uzunsa…

- Salgılanan östrojen hormonu 35-75 yaş arası kadınlarda meme kanseri riskini arttırıyor.

- 50 yaşın altındaki erkeklerde kalp rahatsızlıkları daha yaygın olarak görülüyor. Bunda kalbi koruyucu etkisi olan testosteron hormonunun eksikliğinin etkili olduğu düşünülüyor.

- Kadınlarda erkeklerden daha fazla obezite gibi yeme bozukluklarına rastlanıyor.

- Erkek ve kadınlarda ortak olarak astım ve yüksek ateş görülüyor

Yüzük parmağı uzunsa…

- Dizlerde kireçlenme iki kat daha fazla görülüyor.

- Anoreksiyaya yakalanma riski daha fazla.

- Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar daha fazla görülüyor.

- Hiperaktivite ya da dikkat eksikliği ve otizm hastalıklarına daha sık rastlanıyor.

- Sigara bağımlılığı daha az görülüyor. Çünkü testosteron dışa dönük insanlarda daha fazla salgılanıyor, sigara içmek ise içine kapanık karakterli kişilerle özdeşleştiriliyor.

- Alkol bağımlısı olma riski daha fazla.

Cinselliğin yaşı olmaz!


Cinsel sorunlar ülkemizde özellikle orta yaş ve üzerindeki kadın ile erkeklerde daha çok görülüyor. Ancak bu sorunların çözümü sanıldığı kadar zor değil. Yeter ki hekime başvurun!

Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere cinsel sağlıkla ilgilenen birçok sağlık örgüt ve kuruluşu cinsel sağlığı şu şekilde tanımlıyor: "Cinsel sağlık, cinsellikle ilgili fiziksel ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik sürecinin kesintisiz olarak yaşanmasıdır." Bu tanım bu süreç kesintiye uğradığında "hem sağlığımız etkilenecek, hem de yaşam kalitemiz bozulacak" anlamına geliyor. Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek cinsel sağlıkla ilgili şunları söylüyor: "Cinsel sağlık herkes için çok önemli olan ancak bir aksaklık olduğunda önemsizmiş gibi gösterilen, ardına düşmekte zorlanılan ve çare aramak için yeterince cesaret gösterilmeyen ve ne yazık ki biz doktorların da hastalarımızda varlığını pek araştırmadığımız bir konu. Oysa çok az hastalık hem kadında hem de erkekte gerek fiziksel gerek ruhsal gerekse de sosyal sağlığımızı bu kadar etkileyip bozabilir."

Cinsellik bir tabu

Cinsel sorunlar orta yaş ve üzerindeki kadın ve erkeklerde daha çok gözleniyor. Bunda birçok etkenin varlığı tartışılmaz. Özellikle organik kökenli hastalıklarda cinsel sağlık daha çok etkileniyor. Cinsel sağlığı birebir etkileyen hastalıklardan olan tansiyon yüksekliği, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi damarsal hasar yaratan hastalıklar, kronik depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar her zaman hastaların farkında oldukları sorunlar değiller. Prof. Dr. Şimşek "Birçok durumda hasta cinsel problemle başvurup hastalığının bilincinde olmayabilmektedir" diyerek şöyle devam ediyor: "Bu açıdan da cinsel problemler altta yatan nedenin ortaya konabilmesi açısından dikkatle değerlendirilmelidir."

Ancak cinsellikle ilgili olarak konuşmanın çok duyarlı bir konu olduğunu da unutmamak gerekiyor. İnsanların konuyla ilgili konuşmaktan çekinmesi hem onların cinsel sağlıklarını etkiliyor hem de doktorların işini zorlaştırıyor. Prof. Dr. Şimşek konuyla ilgili şunları söylüyor: "Hastaların yakınmalarını beyan etmeleri hem kendileri için hem de problemi halletmeye çalışan doktor ve araştırıcılar için hiç de kolay değil. Çünkü birçok kültürde bu konuların konuşulması kabul edilemez tabular arasında yer alıyor."

Kadınlar sekse ilgisiz 

Toplumda insanlar cinselliği ne kadar önemsiyorlar? Başka bir deyişle cinsel yaşam hayatın ne kadar önemli bir parçası? Yaygın inanışa göre kadınlar ve erkekler belli yaşlardan sonra cinselliğin o kadar önemli olmadığını düşünüyorlar. Ancak bu sadece bir kanı olmaktan öteye gitmiyor. Prof. Dr. Şimşek, gerçeğin sanılanın aksine olduğunu söylüyor: "Bu yanıtları almak ancak toplum ölçeğinde yapılması gereken bilimsel araştırmalarla mümkün. 2001-2003 yılları arasında dünya ölçeğinde yapılan ve ülkemizi de içine alan Pfizer Global Survey adlı araştırma 40 yaş üzeri erkek ve kadınlarda cinsellikle ilgili pek çok yargının doğru olmayabileceğini gösteriyor. Ülkemiz içinse erkeklerimizin yüzde 70'inin cinselliği yaşamın çok önemli bir parçası olarak gördüğünü, kadınlarımızda ise bu oranın sadece yüzde 30 olduğunu ortaya koyuyor." Aslında kadınlar ve erkekler arasındaki bu çarpıcı fark dünya ölçeğinde de geçerli. Oranlar sanılanın aksine benzer. Cinsellik erkekler için daha önemli. Yaş gruplarında bu oranlar incelendiğinde yaş ilerledikçe cinselliğe verilen önemin azaldığı görülüyor. Ancak yine de 70'lli yaşlardan sonra bile erkeklerin yüzde 57 si cinselliği yaşamlarında çok önemli buluyorlar. Kadınlarda durum vahim. Türk kadınları 60 yaştan sonra sadece yüzde 14 oranında cinsel yaşamı önemsiyorlar. Bu dramatik rakamlar kadınların toplumda 50'li yaşlardan sonra neredeyse cinsellikten vazgeçtiğini ortaya koyuyor. Prof. Dr. Şimşek "Erkekler 40'lı yaşlardan sonra haftada birkaç kez ilişkiyi düşündükleri halde bu oran kadınlarda sadece yüzde 23" diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: "Oysa derin bir çelişki olarak erkek ve kadınların yarısından çoğu cinsel performansları azaldığında partnerleri veya eşleri ile olan ilişkilerinin bozulacağını düşünüyorlar."

Sorunlar dile getirilmiyor

Sağlık kuruluşlarına başvurma oranı erkek ve kadınlarda yüzde 12. Sorun olsa bile yine de hala toplumda sağlık kuruluşlarına başvurmada bir çekingenlik olduğu görülüyor. Prof. Dr. Şimşek bu noktada şöyle konuşuyor: "Bunu yenmek için biz doktorlara da görev düşüyor. Cinselliğin ve aksaklıklarının önemsenmesi gerektiğini vurgulamamız gerekiyor. Nitekim bu araştırma gösteriyor ki herhangi bir nedenle sağlık kuruluşlarına başvuran 40 ve üzerindeki erkeklerde, doktoru cinsel sağlığı ile yüzde 6 oranında, kadınlarda yüzde 10.3 oranında sorgulama yapmış. Bunun çok yetersiz olduğu açık. Çünkü erkeklerin yüzde 70'i kadınların yüzde 57'si bunu doktorundan bekliyor. Sonuç olarak cinsel sağlığa verilmesi gereken önem göz ardı ediliyor ve bu daha çok mutsuzluk ve sağlıksızlık kaynağı. Oysa çareler var yeter ki aransın."

Özellikle organik kökenli hastalıklarda cinsel sağlık daha çok etkileniyor. Cinsel sağlığı birebir etkileyen hastalıklardan olan tansiyon yüksekliği, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi damarsal hasar yaratan hastalıklar, kronik depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar hastaların aslında pek de farkında olmadığı hastalıklar.

Cinsellik erkekler için daha önemli. Yaş gruplarında bu oranlar incelendiğinde yaş ilerledikçe cinselliğe verilen önemin azaldığı görülüyor. Ancak yine de 70'lli yaşlardan sonra bile erkeklerin yüzde 57'si cinselliği yaşamlarında çok önemli buluyorlar.

Kaynak: pudra

Baş döndüren saçlar için 20 öneri


Saçlarımızın parlak, canlı, hacimli ve bakımlı olması için neler yapabiliriz? Herkesin kolaylıkla uygulayabileceği saç bakımı önerileri..

Hacimli, canlı ve parlak saçlar kadınların güzelliğinde her zaman başrolü kapar. Gerçekten de, saçlarımız o gün ne kadar havalıysa, kendimizi o kadar çekici ve güzel hissederiz. Kendimizle ilgili bu olumlu hislerimiz de dış görünüşümüze ekstra bir katkı sağlar. Sonuç: Yaydığımız enerjiyle herkesin başını döndürebiliriz! Unutmayın içimiz dışımızı, dışımız da içimizi etkiler.

O halde, saçlar bir kadının en büyük hazinesi diyor ve sizler için hazırladığımız pratik önerilere bir göz atmanızı öneriyoruz!

1- Şampuanlar içeriğindeki temizleyici ajanlar sayesinde sabunlara kıyasla çok daha etkili bir temizlik sağlarlar ve saçı tamamen arındırırlar. Sabunlar, saf zeytinyağından yapılan en doğal olanları dahi, saçın üzerinde şeffaf bir tabaka bırakırlar. Bu da saçı matlaştırır, cansızlaştırır. Bilinenin aksine, şampuanlar en doğal sabundan bile daha yararlıdır.

2- En iyi şampuan ve kremin hangisi olduğunu deneyerek öğrenebilirsiniz. Arkadaşınıza iyi gelen bir ürün sizin saçınıza uygun olmayabilir. Saçınız kolay taranıyor, şekil alıyor ve parlıyorsa, şampuanınızdan emin olabilirsiniz. Saçlarınız yağlıysa krem kullanmayın. Yağlı saçlara uygulanan krem, saçlarınızı birbirine daha çok yapıştırır ve bu da hacimli bir görüntüden uzaktır.

3- Saçlarınızı her yıkamadan sonra makineyle kurutmayın. Biraz kendi haline bırakarak kurumalarını sağlayın. Sık sık fönle kurutulan saçların daha çabuk yıprandığı kanıtlanmış bir gerçek. Fön makinesini illa kullanacaksanız, kafanızı öne doğru eğerek, enseden uçlara doğru kurutma yapın. Bu uygulama saçları olduğundan gür ve canlı gösterir.

4- Gün aşırı saçlarınızı yıkıyorsanız, saçlarınızı sadece duştayken taramanız yeterlidir. Kuruyken veya kuruturken tekrar tekrar taramayın. Islakken taradığınız saçlar kendi halinde kururken de gayet güzel şekil alırlar.

5- Saçlarınızı çok sıkı toplamayın. Sürekli sıkıca toplanan saçlarda dökülme ve kırılma fazlaca görülür. En güzeli saçları gevşekçe toplamak veya serbest bırakmaktır.

6- Saçları fazla uzatmamak da en iyi çözümlerden biridir. Tipinize uygun bir kesim, saçlarınızın daha dolgun ve canlı görünmesini sağlar.

7- Jöle veya köpük kullandığınız zaman, saçlarınızı yıkamadan yatmayın. Sertleşen saçlar yatakta kolayca kırılır.

8- Saçlarınız seyrekse, koyu renk boyaları tercih etmeyin. Koyu renkler görüntüyü belirginleştirir. Boyanan renk, saç derisinin rengine ne kadar yakınsa, saç o kadar sık görünür.

9- Sık dişli ve naylon kıllı fırçalar yerine, geniş dişli ve doğal kıldan yapılmış fırçalar kullanmaya çalışın

10- Güneşe çıkacağınız zaman, saçlarınızın uçlarına kalkan görevi görecek koruyucu spreylerden sıkın. Piyasada satılan ürünlerin yanı sıra, aktarlarda bulabileceğiniz yağları da tercih edebilirsiniz.

11- Ginseng, ginko ve yeşil çay gibi bitkiler, baş derisindeki kan dolaşımını artırır. Bu da saçın uzamasını ve canlanmasını teşvik eder.

12- Saç şekillendirici losyonların içinde yumuşatıcı ajanlar bulunur. Bunlar saç nemliyken kullanılır. Sürüldüğünde, saçın üzerinde ince bir tabaka oluşur ve bu tabaka saçı dış etkenlerden korur. Özellikle ince telli veya aşırı sebum üreten yağlı saçlarda çok yararlı olurlar. Bu ürünler, yağlı olmadıkları için saçtan kolayca akıp giderler.

13- Protein içeren ürünler saçları kalın, dolgun ve parlak gösterir. Proteinler saç telinin üzerini kaplayarak bir tabaka oluştururlar. Bu ürünler saç telini gerçekte kalınlaştırmaz ama saç yeniden yıkanıncaya kadar hacimli görünmesini sağlarlar.

14- Saç köpüklerinde nem oranı düşük olduğu için, saçları jölelerden daha dolgun gösterirler. Saç ıslanınca jöleli hali kadar yapışkan olmaz. Ayrıca saça parlaklık ve yumuşaklık da verirler.

15- Saç bakımı için doğal maskeler de yapabilirsiniz. Fındıkyağı, zeytinyağı, susamyağı, kayısı yağı ve balı karıştırıp, saçlarınıza bu karışımla friksiyon yapabilirsiniz. Bu maskeyle saçlarınız canlı, esnek ve sağlıklı olur.

16- Onarıcı bir saç kremi elde etmek için, avokado ile bir miktar hindistancevizi sütünü karıştırın ve temiz saçlarınıza bu karışımı sürün. Bir süre sonra ılık suyla durulayın. Saçlarınızın yumuşadığını ve canlandığını fark edeceksiniz.

17- Saçlarınızı düzenli olarak boyatıyorsanız, bitkisel içerikli boyaları tercih edebilirsiniz. Kimyasal boyalar saçları zamanla yıpratır, kurutur. Organik boyalar ise saçları parlaklaştırır.

18- Dalgalı ve kıvırcık saçlar daha hacimli bir etki yaratır. Sünger bigudileri saçlarınız çok hafif nemliyken sarıp yatarsanız, sabah kalktığınızda doğal buklelere sahip olabilirsiniz.

19-Piyasada satılan yoğun bakım ürünlerinin saçlara yararı vardır. Ama bu ürünleri haftada 2 kereden fazla kullanmayın. Dozunda uygulanan bakım iyidir, yoksa saçlarınızı yıpratırsınız.

20- Düzenli ve dengeli beslenme hatta spor gibi sağlıklı yaşam koşulları saçın kalitesini doğrudan etkiler. Mümkün olduğunda günlük yaşantınızda bu hususlara dikkat etmeye çalışın.

Kaynak: pudra

Eşler arasındaki güvensizliğin nedenleri


Terk edilme korkusu, aldatılma şüphesi, kıskançlık, kaygı bozukluklarına dikkat edin ve bu önerilere göz gezdirin.

Güven duygusundan yoksun evliliklerde; aşırı sahiplenme, kısıtlayıcı ve engelleyici tavırlar, sözel ya da fiziksel şiddet eğilimi, terk edilme korkusu, aldatılma şüphesi, kıskançlık, kaygı bozuklukları gibi davranım sorunları olduğu görülmektedir. Bu konudaki önerilerimize kulak verin, deriz!

Kişi kendi yaşadığı güven eksikliğinin getirdiği olumsuz duygu durumlarını karşısındaki kişiye yansıtır. Bu tip ilişkilerde özgüveni düşük olan taraf sevgi kaynaklı olduğunu iddia ettiği öfke ve kıskançlık duygularını öne çıkarır. Bu duygu ilişkilere öylesine yapışmıştır ki "Seven insan kıskanır" türünde deyimlerde bile yer bulabilmiştir. Oysa seven insan kıskanmaz, serbest bırakır. Sevdiği insanın kendine özel alanları ve ilgileri olduğunun bilinciyle hareket eder.

Güven eksikliği diğer bir ifadeyle yetersizlik duygusudur. Yetersiz olduğunu düşünen birey, kendisinde olmadığını düşündüğü niteliklerden dolayı beraber olduğu insanın başkalarına ilgi duyabileceğinden endişe duyar. Bir süre sonra da bu endişe duygusu gerçeklik halini alır ve kişinin kendisi de buna inanır. İnançlar da yargıları oluşturur. Beraber olduğu insanı yargılamaya başladığında artık birçok şey geri dönülemez noktaya gelmiştir. Toplumsal baskıların getirdiği bir kabullenicilikle bu evlilik ya katlanılarak sürdürülmeye çalışılır ya da yıpratıcı süreçlerden sonra öfke duygularıyla beraber bitme noktasına gelir. Bu nokta "Ne seninle, ne de sensiz" noktasıdır. Arada çocuklar da varsa evlilik bitirilemez. Bitse bile birbirinin hayatına müdahale devam eder.

Öneriler
Kişiler birbirini tanıdıkça aralarında sağlıklı bir güven duygusu oluşması beklenir. Zaman geçtikçe bu duygunun sağlamlaşması gerekir. Ancak durum aksi yönde gelişmeye başlamışsa, kıskançlık ve aşırı sahiplenme duyguları artıyorsa o zaman ilişki ve kişiler açısından ciddi bir sorun var demektir. Karşısındaki insana yoğun güvensizlik duyguları besleyen kişi aslında durumun kendisi de farkındadır. Ancak bunu kabullenmek sanıldığı kadar kolay değildir. Bu neredeyse kişinin karakteriyle özdeşleşmiş olduğundan değiştirilemez olduğu düşünülür ve sorumluluk hep başkalarına atılır. Yani, her durumda diğer taraf suçlanır.

-Benim istediğim gibi davranmıyor,
-Bir yere giderken benden izin almıyor,
-Dikkat çekici giyiniyor,
-Başkalarıyla samimi oluyor,
-Beni sinirlendirecek şeyler yapıyor,
-Arkadaşlarıyla ya da akrabalarıyla benden daha fazla ilgileniyor gibi cümleler hep bu özgüveni düşük insanların cümleleridir.

Bu tarz ifadeler ve davranışlar, karşı tarafı yaralayıcı, bunaltıcı ve benlik duygusunu yok edici sonuçlara yol açar. Güven duygusundan yoksun kişilerle yaşanılan ilişkiler gerçekten zordur ve insanın özgüvenini ciddi olarak sarsar. Hiç kimsenin bir diğer insan üzerinde hakimiyet kurma hakkı olmadığı bilinmelidir. Hele ki bu kişinin kendi güvensizliğinden kaynaklanıyorsa... Bu kişi siz, eşiniz ya da bir yakınınız olabilir. Böyle bir durumda ne yapılabilir?

*Yetersizlik duygusunun nereden kaynaklandığı saptanmalı.
*Birtakım destekleyici faaliyetler ve çalışmalara yönelinmeli, dikkat başka yerlere kaydırılmalı.
*Gevşeme egzersizleri rahatlatıcı etkiler yapabilir.
*Yaşanılan duygunun kişinin kendi bakış açısıyla ilgili olduğunun farkında olunmalı.
*İlgi duyulan alanlarda çalışmalar yapmak kişinin kendine güven ve başarı duygusunu geliştirir.
*Karşılıklı olarak ve yakın aile üyeleriyle konuşularak davranışların sonuçları değerlendirilmeli.
*En önemlisi de kontrol edilemeyen duygusal çatışmalarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Güvensizlik duygusu çocukluk çağlarına dayandığından sağlıklı bir yapının oluşmasında kişisel çabalar yeterli olmayabilir. Durum tamamen çıkmaza girmeden bir terapistten destek almak oldukça yararlı olacaktır.

Kaynak: pudra

Vajinismusun psikolojik tedavisi mümkün mü?


Vajinismus sorunu olanları için psikolojik tedavi yöntemleri... Vajinismus hastalığı psikoterapi ile tedavi edilebilir mi? Vajinismus hastaları için tedavi yöntemleri nelerdir? 

İzleyin, vajinismus tedavisinde hangi aşamada psikolojik tedaviye başlanmalı, terapilere eşlerin katılması tedaviyi destekler mi, uzmanından öğrenin. Cinsel sorun yaşandığında ilk olarak kadın doğum uzmanı kadını görmeli midir? Vajinismusu kadın doğum uzmanları mı psikologlar mı tedavi etmelidir? Vajinismuslu kadın hangi durumlarda psikolojik tedaviye yönlendirilir? Fiziksel ve psikolojik tedavinin bir arada uygulandığı durumlar var mıdır? İki tedavinin bir arada yapılması sakıncalı olur mu? Hastanın durumuna göre uygulanabilecek terapi türlerinden söz eder misiniz? Psikolog uygulayacağı psikolojik tedavi türünü neye göre seçer? Psikolojik tedavisinde nasıl bir süreç izlenir? Terapi çeşitlerine göre iyileşme süreleri ortalama ne şekildedir? Tedavi sürecinde hasta ne gibi aşamalardan geçer? Hangi duygu ve düşünce değişiklikleriyle tedavide başarı sağlanır? Mevcut psikolojik tedavilerde kadının psikolojik tedavi sürecinde eşi veya partneri de sürece katılıyor mu? Ne şekilde katılabilir ve katılması faydalı olur mu? Tedavi görüp düzelen hastalarda vajinismusun tekrar nüksetme ihtimali var mıdır? Ne durumlarda nüksetme ihtimali olur? Nüksetme oranı ne kadardır? Bu durumda ne yapılır?

Hastalıkları meyve ile tedavi edin


Taze meyve-sebze suyu terapisi ile mesane kanserini yenen Jay Kordich adlı hastanın hazırladığı “Meyve ve Sebzelerin Gizli Güçleri” adlı kitapta hastalıklara yönelik meyve – sebze terapileri anlatılıyor. Kitapta yer alan bilgilere göre meyve ve sebzelerin faydaları şu şekilde sıralanıyor:

İncir
Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır.

Elma
Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.

Kayısı
Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.

Muz
Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.

Kavun
Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca tavsiye edilmiştir.

Karpuz
Kabuğundaki çinko iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler.

Kiraz
Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür.

Armut
Kalp-damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır.

Çilek
Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.

Sivribiber
Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.

Vişne
Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir.

Gelinliğinizi burcunuza göre seçin


Işıltılı mı yoksa sade mi, siz nasıl bir gelin olmak istersiniz? Seçim yapmak için burcunuzdan tüyolar almayı ve böylece kusursuz bir gelin olmayı hiç düşündünüz mü? İşte burcunuza göre seçmeniz gereken gelinlik modelleri ve özellikleri…

Düğün günü, bütün bayanların hayalini kurup, kusursuz yaşamak istediği bir gün… Düğününüzde nasıl bir gelinliği tercih edeceğinize karar veremeyip gelinlik mağazalarında saatler geçirmek istemiyorsanız, burç özelliklerinize göre bu kararı vermeniz en doğrusu.

Koç
Koç kadınları, ateş grubu oldukları için iddiayı severler. Gelinlik modellerinin de aynı şekilde iddialı çizgiler taşımasını isterler. Fazla abartılı olmamak kaydıyla, sade ve ışıltılı gelinlikleri tercih ederler.

Boğa
Gelinliklerinin ışıltılı olmasını isterler. Sırt ve göğüs dekoltesi onlar için vazgeçilmezdir. Güzellik adına her türlü detayın gelinliklerinde olmasını arzularlar.

İkizler
Farklı ve sade çizgilerden hoşlanırlar. Ancak burçlarının özelliğinden ötürü çift karakterli olan İkizler kadını, zaman zaman diğer kişilikleri devreye girdiğinde sadeliğin tam aksine çok ihtişamlı gelinlikler de isteyebilir.

Yengeç
Gelinliklerinin mutlaka romantik bir yanı olmalıdır. Şifon ve dantel gibi romantik görünümlü kumaşlar onları en iyi şekilde ifade eder.

Aslan
Aslan gelinleri kraliçe gibi görünmek ister. İhtişam, onlar için vazgeçilmezdir. Düğün törenine göre kimsenin tercih edemeyeceği kadar sade ya da son derece iddialı tasarımlar seçebilirler.

Başak
Her zaman çok sade ve klas olmaktan yanadırlar. Kendilerine sonsuz güvenirler. Seçtikleri kumaşlarla sade ve şık zevklerini ortaya koyarlar.

Terazi
Terazi gelini, dantellerle bezenmiş çok ihtişamlı bir gelinliğe sahip olmayı arzular. Dantelli duvak, kabarık etek, uzun kuyruk, korsajlı üst, İspanyol kol ve taşlar vazgeçilmezidir.

Akrep
Akrep kadınları, her zaman olduğu gibi sistemli çalışmalarını gelinlik seçimlerine de yansıtır. Ne istediklerini açıkça ortaya koyarlar. Kabarık etekli, zarif ve romantik görünümlü gelinlikleri seçerler. Düğün mekanına göre çiçek ya da taşlarla işlenmiş bir gelinlik giyebilirler.

Yay
Çok değişik ve sanatsal gelinlikleri severler. Ayrıca çok çılgın bir yanları da olduğu için ortaya çok farklı ve iddialı tasarımlar da çıkabilir. Gösterişli gelinlikleri tercih ederler.

Oğlak
Oğlak kadınlarında her zaman saraylara yakışır bir ihtişama sahip olma duygusu vardır. Kuyruk vazgeçilmezleridir. Çok işli gelinlikler isterler. Önemli olan ise bu isteklerinin modern çizgilerle birleştirilmesidir.

Kova
Kimsenin düşünemeyeceği kadar farklı detaylara sahip bir gelinlik ararlar. Tarihsel özellikleri olan ve bir dönemi temsil eden kostümleri düşünerek gelinlik modellerini belirlerler. Yunan mitolojisi, Fransız kadınının korsajlı ve kabarık elbisesi, 16 yüzyılın çizgileri onları etkiler.

Balık
Daha çok düğün gününün tüm özelliklerini kullanmayı hedeflerler. O özel günde yapabilecekleri tuhaf ve abartılı olmayacağını düşündükleri tüm detayları gelinliklerinde kullanırlar. İhtişamlı, seksi, romantik ve ışıltılı bir gelin olmak isterler.

Sevgilinizi elinizde tutma ipuçları


Psikolog Paul Coleman “Erkekler her zaman kadınları yanlarında tutmak isterler” diyor. Bu düşüncenin kaynağında erkeklerin kendilerini güvende ve iyi hissetmek istemeleri yatıyor. Erkekler bu ihtiyaçlarının kadınlar tarafından bilinmesinden asla korkmuyorlar.

Onun zayıf noktalarını bilirseniz, elinizde tutabilirsiniz. İşte bunun için yapmanız gerekenler…

Şımartma planı

Erkekler, onlar için yaşamınızı birdenbire değiştirmeniz gerektiğini düşünmezler. Bunun yerine, onlara ayırdığınız zamanı en iyi şekilde geçirmek isterler. Sevgilinizle yediğiniz acele bir öğle yemeği sonucunda ona gereken değeri vermediğinizi hissedebilir. Görüşmeyi dört gözle beklerken, sizin ona istediği ilgiyi göstermemeniz onu üzebilir.

Suçluluk hissettirmek

Kendi sorumluluklarınızı yerine getirdiğinizde erkekler onlarla ilgilenmediğiniz için size bir şey söylemezler ama daha sonra bundan rahatsız olduklarını gösteren hareketlerde bulunabilirler. Gece bir yerlerde birlikte vakit geçirdiğinizde yüzünüze gülerler ama eve döndüğünüzde, aslında sıkıldıklarını söylerler, televizyonda hiçbir şey olmadığından şikayet ederler ya da sırtlarının ağrıdığından yakınırlar.

Şımartma planı

Ona şunları söyleyin: “Belki bu gece normalden daha fazla süre dışarıda kaldık, bu yüzden kendini kötü hissediyorsun.” Onu gerçekten duymaya çalışın sadece dinlemeyin. Bu, erkeklerin ihtiyaç duyduğu şeydir.

Huysuzluk yapmak

Sevgiliniz dikkati kendi üzerine çekmeye çalıştığında, size ya da herhangi şeye karşı saldırgan davranabilir. Aslında kızdığı, siz olabilirsiniz. Sevgilinizin oynadığı bu oyuna alet olmak yerine, ona ilişkim yanlış giden şeylerin neler olduğunu sormalısınız. Bazı erkekler diğerlerine oranla daha fazla şımartılmak isteyebilir. Onun isteği çok doğru olmasa da, daha özverili olmanız gerekebilir. Çünkü sevgiliniz sizden daha çok ilgi bekliyordur. İyi bir ilişki için hem sizin hem de sevgilinizin emek harcaması ve birbirinizle ilgilenmeniz gerekir. Sevgilinizin beklentilerine cevap verirseniz, her şeyin iyi olmaması için hiçbir neden yok.

Şımartma sınırı

Onu çok seviyor olabilirsiniz, ama hiçbir zaman bunları yapmak zorunda değilsiniz:

- Televizyonda maç izlemek

- Mide bulandırıcı şeylerden bahsetmek

- Annesine, onun adına doğum günü kartı yazmak

İdeal diyetin olmazsa olmazları


Diyet ve güzellik uzmanları, kilo verip forma girmenin ilk adımının tükettiğimiz içecekler yoluyla aldığımız gereksiz kalorilerden kurtulmak olduğunu belirtiyor.

Kilo vermenin ilk adımı içtiklerinizden aldığınız gereksiz kalorilerden kurtulmaktır. Büyük boy bir latte ve 2 bardak kırmızı şarapta toplam 600 kalori bulunur. Gereksiz yere aldığınız bu kaloriler kilo vermede önünüzdeki en büyük engeldir.

Alkolden, kremalı kahvelerden ve sıcak çikolatadan bir süre uzak durun. Bunların yerine bitki çaylarını tercih edin.

Tost ve sandviçlerinizin üzerine tadını artırmak için tereyağı, reçel ya da margarin sürüyor olabilirsiniz. Bu konuda da oldukça haklısınız. Kesinlikle tadı normalde olduğundan çok daha güzeldir. Ancak madalyonun öbür tarafını da dikkate almakta fayda var. Şekersiz reçel, az kalorili margarin gibi diyet ürünleri tercih etmeye çalışın.

Kahvaltısız olmaz

Sizi saat 11’de daha acıktıracak kadar hafif bir kahvaltı yapmayın. Kahvaltıda karbonhidrat ve proteini bir arada tercih ederseniz çok daha tok hissedersiniz. Yumurta ve tost gibi ikilileri deneyin.

Öğle yemeğinde…

Yemeğe başlamadan önce sebze çorbası için. Bu sizi tok tutmaya yardımcı olacak. Ana yemek olarak da büyük boy bir salata, sebze yemekleri ya da ton balıklı sandviç seçebilirsiniz.

Akşam yemeği

Gece hazımsızlık yaratacak zor sindirilen besinler yerine lifli ve sizi rahat tutacak yemekler yiyin. Bol bol su için, akşam yemeğinden sonra biraz hareket etmeye çalışın. Hemen yatağa yatıp uyumaya çalışmayın.

Aç kalmayın!

Aç kalarak kilo veremezsiniz, bunu kabul edin. Kendinize eziyet çektirerek ve aç kalarak sadece psikolojinizi bozacaksınız. Çünkü sürekli yemek yediğinizi hayal ederek yaşayacak ve stresli bir ruh haline gireceksiniz. Daha az yiyin, ekstra yediğiniz yiyeceklere bir süreliğine ara verin ancak kesinlikle aç kalmayın!

Sezaryen doğru yöntem değil


Türkiye'de sezaryenle doğum oranlarının, bölgelere ve kurumlara göre farklılık göstermekle birlikte ortalama yüzde 49 olduğunu ifade eden uzmanlar, tıbbi bir zorunluluk olmadığı sürece normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı için en doğru yöntem olduğu vurguluyor.

Sezaryenle doğumun kadın sağılığını ciddi oranda riske attığına dikkati çeken uzmanlar, sezaryen doğuma bağlı hem açık karın cerrahisi hem de uygulanan anestezinin ek risklerinin anne ve bebeğe geçtiği; enfeksiyon riskinin arttığı, kan tranfüzyonu gerektiren kanama, tromboembolik hastalık riskinin yükseldiğini ve iç organlarda yaralanma olasılığının bulunduğu uyarısında bulunuyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Biri yaptığı açıklamada, son yıllarda uygulama sayısı artan sezaryenle doğumun kadın sağlık açısından sakıncalı olduğunu söyledi.

Sezaryenle doğumun, tüm dünyada hafif bir artış gösterdiğini belirten Biri, bu uygulamanın Türkiye'de "oldukça sık uygulanan" bir doğum şekli haline geldiğini ileri sürdü. Biri, sezaryen doğum oranlarının bölgelere ve kurumlara göre farklılık göstermekle birlikte "ortalama yüzde 49″ olduğunu ve bunun oldukça yüksek bir seviye olarak yorumlanması gerektiğini bildirdi. Bu orana göre, "Türkiye'de her iki kadından biri sezaryenle doğum yapmaktadır" diyen Biri, "Diğer bir bakış açısıyla, gebe kalabilen ve bebeği 20 hafta üzerine geçen her iki kadından biri açık bir karın ameliyatı olmaktadır. Bu neredeyse halk sağlığı sorunu sayılacak derecede ciddi bir orandır" diye konuştu.

Biri, Türkiye'de sezaryen doğum sonrasında ikinci doğumun da mutlaka sezaryenle yapılması anlayışının gelecekte oranları daha da yükselteceğini ifade ederek, "Sağlık Bakanlığı, artan sezaryen oranlarını önemli bir sorun olarak ele almış ve sezaryen oranlarını tıbbi endikasyonların gerektirdiği yüzde 15 civarına çekilmesini hedeflemiştir" dedi.

Tıbbi gerekçe halinde sezaryen doğum gereklidir

Birçok tıbbi nedenle gerek anne gerekse bebek sağlığını korumak için sezaryen doğumun gerekli olduğunu vurgulayan Biri, şunları kaydetti:

"Gerçekte tıbbi nedenlere dayalı sezaryen doğum gerekliliği, bugün ulaşılan noktanın çok altındadır. Bu yüzden oranlardaki yükselmenin nedeni, anne ve bebek sağlığının korunması amacının ötesinde, çoğu kez isteğe bağlı yapılan sezaryenler gibi görünmektedir.

Anne ve bebek de cerrahi bir doğumdan normal vajinal doğuma göre daha fazla sorun yaşıyor görünmektedir. Çeşitli açılardan yetersiz ve bazı konularda kesin bir karara varılmasını sağlamasa da sezaryen ve vajinal doğumu kıyaslayan çalışmaların sonuçlarına bakıldığında, sezaryen doğuma bağlı hem açık bir batın (karın) cerrahisinin, hem de uygulanan anestezinin ek riskleri anne ve bebeğe yüklenmektedir.

Anne açısından bakıldığında, sezaryen doğumlarda özellikle enfeksiyon riski artmaktadır. Bu enfeksiyonlar ameliyat bölgesini, üreme organlarını, diğer sistemleri ilgilendirebilir (rahim iç yüzeyi enfeksiyonu, kesi yeri enfeksiyonu, pnomoni:akciğer enfeksiyonu).

Yine sezaryen doğumlarda kan tranfüzyonu gerektiren kanama, tromboembolik hastalık riskinin attığını gösteren araştırmalar mevcuttur. Bunların dışında cerrahi sırasında iç organ ve damarsal yaralanmalar olasılık dahilindedir. Hastanede kalış süresinin ve çeşitli sorunlar nedeniyle yeniden hastaneye yatırılarak tedavi edilme gerekliliği de sezaryen doğum sonrasında daha sık olmaktadır."

Anestezi sorun yaratabiliyor

Biri, kadının sonraki yaşantısında önceki sezaryene bağlı sorunlar çıkabildiğine de dikkati çekerek, "Yeniden gebelik nedeniyle ikinci sezaryen doğumun ya da diğer jinekolojik hastalıklar nedeniyle yapılacak operasyonların riski, önceki sezaryen sonrası olası karın içi yapışıklar ve organların yer değişimine bağlı olarak artmaktadır" uyarısında bulundu.

Sezaryenden sonra rahim iç yüzeyindeki hasara bağlı plasentanın yapışma kusurlarının arttığını da belirten Biri'nin verdiği bilgiye göre, bu durum sıkıntılı bir gebelik sürecini ve riskli bir sezaryen ameliyatını beraberinde getiriyor. Plasentanın rahim ağzına yakın veya tamamen kapatacak şekilde yerleşmesi gebeliğin herhangi bir haftasında şiddetli kanamaya neden olabiliyor. Anne yaşamını tehdit edecek orandaki bir kanama ise gebelik erken doğumla sonuçlandırılabiliyor. Daha nadir olarak rastlansa da plasentanın rahim duvarına aşırı yapıştığı durumlarda ise tek tedavi yolu rahimin alınması olabilir. Bu durumların tümü kadının üreme sağlığını tehlikeye atar.

Uygulanacak anesteziye bağlı olarak, operasyon sırası ve sonrasında çeşitli sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle solunum sistemi ile ilgili sorunlar artabiliyor. Bu sorunlar nedeniyle solunumu destekleyen cihazlara bağlanma ve yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılarak izleme ihtiyacı doğabiliyor. Ayrıca, sezaryen doğumunda maliyeti de artırıyor.

Hekimlerde de sezaryeni tercih edenlerin oranı artıyor

Bazı ülkelerde sezaryen oranlarındaki artışın engellenebilmesi için, bir kez sezaryen sonrasında uygun olduğunda vajinal doğum teşvik ediliyor.

Anne adayları, normal doğumun gerçekleşmesi için gereken kasılmaya bağlı ağrıdan ve sürenin belirsizliğinden korkmak, doğum sonrası estetik kaygısı duymak gibi gerekçelerle sezaryeni tercih edebiliyor. Ancak, tüm bu korkulara karşın doğru olanın normal doğum olduğu vurgulanıyor.

Hekimlerde de sezaryeni tercih edenlerin oranı artıyor. Çünkü gebe hekim üzerinde baskı yaratabiliyor. Anne adayı, doğumu hekimin yaptırmasını istiyor. Hekim, zamanı kestirilemeyen doğum eylemini izlemekte ve doğuma katılmakta zorlanabiliyor. Medikolegal baskılardan maddi ve manevi zarar gören hekim, normal doğum sonrası çoğu kez de doğumdan kaynaklı olmayan sorunlu bir bebeğin hesabını vermemek için sezaryen doğuma yönelebiliyor.

Neden hala hayatınızda biri yok?


Sormak istediğimiz soru, “Neden hala evlenmediniz?” değil, “Neden hayatınızda biri yok?” Yalnız kalmaktan dertliyseniz, yalnız kalmanıza yol açan 3 sorunu, aşmanız umuduyla sıralıyoruz.

Bir ilişki kurmak için çabalıyor ama her seferinde eli boş dönüyorsanız, büyük ihtimalle sizin hatanızdan kaynaklanıyordur. Hatalarla yüzleşmek, sorunları aşmak için atılması gereken en önemli adımdır. Araştırdık, bir eşe sahip olmayı çok isteseniz de yalnız kalmanıza yol açan 3 nedeni ortaya çıkardık.

1. “Mükemmel erkek sendromu” takıntınız var
Mükemmel erkeği arama derdine düşmek, ne yazık ki en büyük hatalardan biri. Hani hep denir ya, “hiç kimse mükemmel değildir” diye… Bu “hiç kimse”nin içine erkekleri neden dahil etmiyorsunuz?

Çoğu kadın, dönüp şöyle bir kişisel geçmişine baktığında ne çok erkeği sudan bahanelerle elinin tersiyle ittiğini fark eder. Kiminin boyunu yeterince uzun bulmaz; kiminin saçları dökülmeye başlamıştır, hayalinde kel bir koca olmadığını fark eder; kimi dans etmeyi sevmiyordur; kiminin bir konuşma bozukluğu vardır…

Belki de şans vermediğiniz erkek bir kurbağa prens! Hadi ama, herkes küçük bir şansı hak eder. Hem sonra hayat peri masalındaki gibi değil ki. Her şey tozpembe ve dört dörtlük olamaz. Hayat da akıp gidiyor, öyle değil mi? Bir yerden yakalamak gerekir.

2. Doğru zamanda doğru erkeğin mutlaka sizi bulacağına inanıyorsunuz
Hayatınızda birinin olmasını istiyorsunuz ama bir türlü ‘bay doğru’yla karşılaşamıyorsunuz. İyi de aradığınız özellikteki erkekler de gökten düşmüyor ya… Öyle olsaydı, kollarınızı açıp yüzünüzü gökyüzüne dönerdiniz ve istediğiniz kucağınıza düşer düşmez kapıp kaçardınız.

Şaka bir yana, siz galiba şu doğru zamanda doğru erkeğin mutlaka gelip sizi bulacağına inananlardansınız. Ama bilmelisiniz ki, sizin bir çabanız olmadan ‘bay doğru’nun gelip sizi bulacağına inanmak, biraz romantik komedi izleme alışkanlığından kaynaklanıyor.

Potansiyel partnerlerle buluşmayı “yapılacaklar listeniz”in başına koymalısınız. Sık sık dışarı çıkın (özellikle sizin gibi partnersiz arkadaşlarınızla), sosyal ortamlara karışın, yeni insanlarla tanışmak için hevesli olun. Küçük bir uyarı: Sakın hayatınızın erkeğini barda üçüncü içkiyi yuvarladıktan sonra bulmayı hayal etmeyin. O kişi yanlış kişi olabilir.

3. Yanlış erkeklerle flört etmeye çalışıyorsunuz
Karşınıza çıkan erkek tam da boşanma arifesindeyse, sizin yapmanız gereken ona “boşandıktan sonra görüşmek üzere” demektir. Boşanma erkekten kaynaklanıyorsa ve neden her ne olursa olsun, o erkeğin değişme olasılığı çok düşüktür.

Yani boşanma nedeni aldatmaysa örneğin, boşanma gerçekleşmeden sizinle görüşmek istemesi onun gerçek yüzünü gösterir. Hem hiçbir zaman bunu size de yapmayacağından emin olamazsınız. Size değiştiğini söylese de yalanlarla ve aldatmalarla çöpe atacağınız zaman olmadığını hem kendinize hem de ona hatırlatmalısınız.

Kaynak: pudra

Emzirmek anneye de faydalı


Anne sütünün bebek için çok faydalı olduğu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerekir mi?

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, “Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor” dedi.

Dr. Erdem, yaptığı açıklamada, anne sütünün bebek için çok faydalı olduğunu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti. Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiğini ifade eden Erdem, “Anne sütü içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır” diye konuştu. Emzirmenin, annelere de faydasının olduğunu dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor.”

Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Erdem, şöyle konuştu:

“İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.”

Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayacağını kaydeden Erdem, “Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir” diye konuştu.

Bebekleri sütten kesmek için uygulanan yöntemler

Bebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilebileceğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. ‘Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur’ diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.”

Egzersiz yaparak stresi yenebilirsiniz


Tatile çıkmadan önce egzersiz yaparak, bir yılın psikolojik yorgunluğunu atın. Bir yılın yorgunluğunu atmak için tatile çıkmaya karar verdiniz Psikolojik olarak rahatlamak istiyorsanız, mutlaka egzersiz yapın.

Yaz aylarının gelmesiyle birçoğumuz ya tatile çıktı ya da tatil programları yapmaya başladı. Elbette her tatil, bir kış boyunca yaşanılan stresi ve yorgunluğu üzerinizden atmanızı sağlamıyor. Ancak tatilde yapacağınız doğru egzersizler, çok daha zinde olmanızı sağlayacak.

Güneşten mutlaka korunun
Vücudunuza uygun egzersiz programlarını uygularsanız, hem tatiliniz son derece güzel geçer, hem de işe başladığınızda kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Gençlik günlerinizi aklınıza getirerek vücudunuzu zorlayacak veya sakatlanma riski yüksek olan egzersizleri seçmemelisiniz. İşte size yazın yapacağınız egzersizlerde dikkat etmeniz gereken önemli noktalar:

- Hava sıcaklığının ve nemin yüksek olduğu saatlerde yürüme, koşma, bisiklet türü egzersizlerden kaçınmalısınız.
- Aktivitelerin, fiziksel olarak bedeninize uygun olmasına dikkat etmelisiniz.
- Yapılacak egzersizler sırasında güneşten korunmak için vücudunuza uygun kıyafetler seçmelisiniz.
- Aktivitelerin kas ve eklemlere aşırı yük getirecek ve kalbinizi yoracak düzeyde olmamasına özen göstermelisiniz.
- Futbol, basketbol, uzun mesafe koşu türündeki egzersizlerin çok yüksek düzeyinde olmamasına dikkat etmelisiniz.

En fazla 1 saat olmalı…
- Tatil boyunca uygulanacak egzersiz programları hafiften başlamalı, temposu ve süresi kişiye uygun olarak yavaş yavaş artırılmalıdır.
- Egzersizler genellikle sabah ve akşamüstü yapılmalıdır.
- Karada ve suda yapılacak egzersizler minimum 35 dakika, maksimum 1 saat arasında olmalıdır. Bu egzersizler mümkünse haftanın 6 günü yapılmalıdır.
- Yüzerken kollara fazla yük gelmemesi için palet kullanılabilir. Daha sonra paletsiz yüzmeyle kollara binen yük bir derece artırılabilir.
- Egzersizler yemeklerden en az 1.5 saat sonra yapılmalıdır.
- Egzersiz öncesinde ve sonrasında oluşacak sıvı kayıplarını önlemek için su alınmalıdır.
- Yürüyüş, koşu, bisiklet, kürek, yüzme yanında karın ve bel çalışmalarına önem verilmelidir.

Egzersiz herkes için gerekli
Tatilde bulunduğunuz otelin veya sitenin egzersiz salonu varsa hocaların gözetiminde kas çalışmalarını yapmanızda büyük fayda var. Tatil süresince yaptığınız egzersizleri tatil sonrasında da yapmaya çalışmalısınız. Unutulmamalıdır ki, egzersiz sadece şişman insanlar için değil, herkes için önemlidir.

Uzun süreli egzersiz krampa neden olabilir
Tatilden önce egzersiz yapmıyorsanız, uzun mesafe yüzmeye kalkmayın. Çünkü denizin ortasında girecek krampların başlıca sebeplerinden biri de vücudun yapılan egzersiz için daha önce antrene edilmemiş olmasındandır. (Kas kramplarının diğer oluşum sebepleri ise kalsiyum, potasyum, magnezyum eksikliği, ısı değişimi, sıvı kaybı ve kasların daha önce alışık olmadıkları bir yüke maruz kalmalarıdır) Antrene değilseniz, kramp sorunu yaşayabilirsiniz.

Ateşli bir seks hayatı için 5 gün


Seks hayatınızın heyecansız gittiğini düşünüyorsanız, size 5 günlük seks hayatını canlandırma planını uygulamanızı öneririz.

Herkesin seks hayatı mükemmel değil kuşkusuz. Ya da zaman zaman iniş çıkışlar yaşaması olası… Zamanla bir rutinin içine girmesi de… Siz de seks hayatınızın heyecansızlığından şikayetçiyseniz size önerdiğimiz beş günlük rehberi uygulayın. Bakalım, sonuçtan memnun kalacak mısınız?

1. gün: Sadece “evet” deyin
Uzun bir iş günü… Kontrol edilmesi gereken onlarca mail var... İş yerinde sürekli birileri sizi çağırıyor, sizden bir şeyler istiyor… Uğraşmanız gereken onlarca mesele varken seks aklınızdaki son şeydir herhalde. Hal böyleyken, bu gece sevişmek isteyen partnerinize “sakın aklından bile geçirme” mesajı vermek en kolay cevap.

Ama siz bu beş günlük çalışmanın ilk adımı olarak, her ne kadar “hayır” demeye meyilli de olsanız bugün “evet” demelisiniz. Ev ödeviniz olan “evet”i uygulayın ve bakın neler oluyor… Belki kendinizi partnerinizin elbiselerini yırtacak kadar ateşli hissedeceksiniz. Göreceksiniz, aranızda gelişen yakınlık, sizi seks yapma moduna yaklaştıracak. Elbette size, partneriniz her seks yapmak istediğinde ona “evet” karşılığını verin, demiyoruz. Fakat zaman zaman bedeniniz “hayır” demeye zorlarken siz “evet” derseniz, zihninizi seks yapma fikrine açarsınız.

2. gün: Rutini kırın
Bugün, kendinizi kabuğunuzdan çıkmak için zorlayın. Her sevişmenizde aynı şeyleri yapıyor, aynı pozisyonları uyguluyorsanız, bu defa rutininizden çıkın ve tatlandırmayı istediğiniz sevişmelerinizin nasıl değiştiğini gözlemleyin.

Yatak odanızda sıkıcılığa son vermeniz için uygulayabileceğiniz bazı eğlenceli ve kolay yolları bir araya getirdik:

Onu seksle şaşırtın. Her zaman yatak aktivitesini ilk başlatan kişi eşinizse bu defa onun beklemediği biçimde siz başlatın sevişmeyi.

Duruma uygun giyinin. Her zaman sevişmeye başlamak sizin için kitabınızı bırakmayı, gözlüğünüzü ve pijamanızı çıkarmayı gerektiriyorsa bu defa kıyafetinizde bir değişikliğe gidin ve seksi bir şey giyin üstünüze. Bunu “eşiniz için seksi bir kıyafet giyin” anlamında söylemiyoruz. Kendiniz için giyin. Seksi kıyafetle kendinizi daha seksi hissedersiniz çünkü.

3. gün: Hızla kucaklaşın
Mükemmel olan yavaş ve duygusal yapılan sekstir. Ama tatilde değilseniz bu kadar zamanınız olmayabilir, öyle değil mi? Zaman darlığında hiç seks yapmamaktansa, bu işi hızlandırabilirsiniz.

İkiniz de aynı moddaysanız, kısa süre içinde bir sevişme neden gerçekleşmesin? Elbette ağır bir yemek sonrası ya da stres dolu bir iş gününden sonrasını kast etmiyoruz. Güne yeni başlarken, henüz işe gitmenize vakit varken deneyebilirsiniz. Aklınızın bir köşesinde işe geç kalmamak için acele etmeniz gerektiği fikri varken, daha kolay sonuca odaklanabilirsiniz. Ya da bir akşam arkadaşlarla dışarıda buluşmanızdan önce hızlı bir kucaklaşma, güzel de bir fantezidir aynı zamanda. Sizi arayıp “Hadi nerede kaldınız?” dediklerinde, üreteceğiniz eğlenceli bahaneleri düşünün sadece!

4. gün: Yeni malzemeler ekleyin
Bu belki sizin için uygulaması en zor madde olabilir. Çünkü seks hayatınıza seks oyuncakları, fanteziler, seks oyunları katmaktan söz ediyoruz. Ama inanın, bu yenilikleri dahil etmek, seks hayatınızın fitilini ateşlemek için en iyi ve en hızlı yoldur. Seks oyuncağı seçme işi sizi utandırabilir. Ama unutmayın, seks shop’lar sadece bu amaç için kurulmuş yerler olduklarından, siz oraya girdiğinizde kimse sizi yadırgamayacaktır. Rahat olun!

5. gün: Birbirinizi kutlayın
Seks; tutku, yakınlık, duygusal boşalma ve eşinizle daha yakın olma yoludur. Seksin bir diğer anlamı da birlikte sahip olduklarınız için birbirinizi kutlamak, birbirinize minnetinizi göstermektir. Yeterince seks yapıyor musunuz, seks hayatınız heyecanlı mı, eşiniz mutlu mu, siz mutlu musunuz? Tüm bunları düşünmek bile sizi çıldırtabilir.

Kafanızı meşgul eden bu tarz düşünceleri, seksin ilişkinizin temel parçalarından biri olduğunu ve bağlılığınızın devamlılığını destekleyen mükemmel bir yol olduğunu düşünerek kafanızdan atın. Kucaklaşın ve birlikte sahip olduğunuz hayat için birbirinize minnettarlığınızı gösterin.

Kaynak: pudra

İdeal erkekleri ayırt etme ipuçları


Ciddi bir ilişki yaşamaya karar verdiğiniz erkeğin sizin için ideal olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. İşte size, kadınların ciddi bir ilişki yaşamaya başlamadan önce bu tip erkekleri tanımaları için esprili bazı ipuçları…

Bütün kadınlar beraber oldukları her erkeğin 'beyaz atlı prens'leri olmadığını bilir. Peki, kadınlar birlikte olduğu takdirde kesinlikle acı çekeceği bazı erkeklerin çekim alanına girdiğini fark edebilir mi? Bir beraberliğin sizi canınızdan bezdirmemesi için partnerinizi daha yakından tanımanızda yarar var. Bazı ipuçları, onu 'yakından' tanımanız için yeterli.

Salon erkekleri

Bir köpeğe bakmanın çok fazla sorumluluk gerektirdiğini düşündüğü için evinde köpek beslemez.

Size "Leydim" ya da "Benim bir tanecik leydim" diye hitap eder.

Banyosunda eski kız arkadaşının makyaj malzemelerini saklar.

Kucağına peçetesini yaymadan yemeğe başlamaz.

"Lezzetli" kelimesini, bir yemeği tarif etmek için değil, bir insanı anlatmak için kullanır.

Dar pantolonlar giyer.

Mum ışığında yemek yemeyi sever ve sahilde uzun yürüyüşler yapar.

Annesinden nefret eder, aynı zamanda annesine âşıktır. "Dar pantolon giymesinde ne kötülük var?" diyebilirsiniz fakat bir köpeğin sorumluluğunu almaktan korkan bir adam en kötü gününüzde siz yağmurda ıslanırken şemsiyesini açacak ve çekip gidecektir.

Çift kariyerli erkekler

Ona işini sorduğunuzda size müzisyen- çevirmen ya da boyacı-heykeltıraş gibi iki kariyeri olduğunu söyleyen erkeklerden uzak durun. Müzisyen bir sevgili 20′li yaşlarda cazip olabilir fakat 40′lı yaşlarda elinde gitarıyla ortada dolaşıp aslında çevirmenlik yaptığını söyleyen bir erkek pek de gelecek vaat eden biri gibi görünmüyor öyle değil mi?

'Rönesans' erkeği

Bir konuda ne kadar bilgili olursanız olun, bir Rönesans erkeği her zaman sizden daha çok şey bildiğini iddia edecektir. Ayrıca, ona her şeyi bildiği halde neden doğru dürüst para kazanamadığını sorduğunuzda, size bunun kendi hatası değil sistemin hatası olduğunu söyleyecektir.

Alkolik erkekler

Alkolik bir erkek kötü bir erkek değildir. Hatta aksine içmeye başlayınca diğer erkeklerden daha hassas ve duygusal olabilir. Fakat başka biriyle ilişkiye girdikten sonra size hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen, sizi o gün arayıp aramadığının farkında bile olmayan bir erkek arkadaşla mutlu olabilecek misiniz?

Sıkıcı erkekler ve evli erkekler

Hayvanlardan nefret ediyor. Asosyal… Spor yapmıyor. Eğer bu özelliklere sahip bir erkekle karşılaştıysanız, hemen bir uçak bileti alıp uzak bir ülkeye gidin! 'Bir seri katilden bile sıkıcı' kategorisine giren bu tarz adamlardan uzak durun. Evli de olsanız bekâr da, evli bir erkekle ilişki yaşamak her zaman yanlıştır. Neden mi?

Sizinle beraber olarak karısını aldatıyor. Demek ki yarın bir gün sizi de aldatabilir.

Etik açıdan yanlışları olan bir kişi ve büyük bir yalancı.

O kadınla gerçekten neden evlendiğini size asla açıklamayacak. Aslında cevap çok basit değil mi? Çünkü onunla evlenmek istedi!

Pürüzsüz cilt için 9 tavsiye


Cildiniz çok düzgün değilse cildinizin bakıma ihtiyacı var demektir. Güzellikleriyle dillere destan modellerin cildi gibi bir cilde sahip olmak için ufak ancak dikkat etmeniz gereken öneriler…

1. İyi bir görünüme sahip olmak için cilt bakımı ve temizliğini düzenli olarak yapmalısınız. Tüm modeller Photoshop’un nimetlerinden yararlanıyor, hiçbir cilt bakımı Photoshop’lu güzelliği sağlamaz anacak cildinizin sağlıklı göründüğüne dikkat edin.

2. Cilt bakım ürünü almadan önce cilt tipinizi öğrenin. Cildinizin kuru, yağlı, normal ya da karma olup olmadığını öğrendikten sonra size uygun bakım ürününü kullanabilirsiniz.

3. Günde en az 2 kere cilt bakımı yapmaya özen gösterin. İlkinizi sabah ve diğerini yatmadan önce yapabilirsiniz. Zamanla cildinizin arındığını ve daha canlı göründüğünü fark edeceksiniz.

4. Cildinizde temizleyici kalıntıları kalmadığından emin olun. İyi bir cilt temizleme ürünü alın, cildinize yavaş bir masajla uygulayın. Kirlerin iyice temizlendiğinden, fazla yağların alındığından emin olun. Daha sonra cildinizi iyice durulayın.

5. Cilt düzenleyicisi her zaman T bölgesi (alın, burun ve çene) yağlı olan ciltler için gereklidir. Aşırı parlaklığı kontrol edilmesini sağlar.

6. Ciltte dökülmeler donuk bir görünüme sahip olmanıza neden olabilir. Bir ya da iki haftada bir cilt yüzeyinizdeki ölü hücrelerinizi temizleyin. Titreşimli yumuşak fırçalar ile hassas bir şekilde cildinizi fırçalayın.

7. Nemlendiriciler cildinizin yumuşak ve genç kalmasını sağlar. Ufak kırışıklıkları ve cildinizin kurumasını önlemek için cildinize uygun nemlendirici kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarından koruyan SPF içeren nemlendiricileri tercih edin.

8. Vitaminler beslenmenizi düzenleyip size enerji verebilir. Ek olarak cildinizi koruyan yiyeceklerle beslenin. Sade ve ıvır zıvır yiyen biriyseniz cildiniz de bundan doğal olarak etkilenir. Cildinize yararlı meyve ve sebzeleri günlük beslenme listenize ekleyin.

9. Sağlıklı cilde sahip olmanın en hızlı yolu günlük ihtiyacınız olan suyu içmenizdir. Kafein, gazlı içecek, alkol gibi içecekleri içmeyi bırakın ve su içmeye başlayın. Her zaman yanınızda arabada, çantanızda ya da masanızda 1 şişe su bulundurun. Suyun gücünü küçümsemeyin.

Seviyor mu, sevmiyor mu emin olun


İnsanın içi içini yer, “Acaba beni seviyor mu, hala bana aşık mı?” diye. Oysa bazı davranışlar var ki, sözler ne olursa olsun, niyeti açığa çıkarıyor. Kadınlar ve erkeklerin sevip sevmediğini öğrenmek için farklı yöntemler aşağıda…

Uzmanlar aşkta şüpheli olmanın, sevip sevmediğinden emin olmamanın normal olduğunu söyleseler de buu öğrenmenin oldukça pratik yolları var.

Yaptıklarınızla ilgileniyorsa seviyor

Eğer işinizin nasıl gittiğini merak ediyor, onunla daha az zaman geçirebilmenize neden olacaksa bile terfiyi kabul etmenizi istiyorsa, köpeğinizin nasıl olduğunu soruyor, ders programınızı ezberliyorsa sizi seviyor…

Planları hep belirsiz ise sevmiyor

Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştiriyor ya da iptal ediyorsa sizi sevmiyor…

Hobileri paylaşıyorsa seviyor

Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç saat süren bir operaya geliyorsa, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılıyorsa sizi seviyor…

Hasta olduğunuzda ilgilenmiyorsa sevmiyor

Morali bozuk olduğu için Cumartesi öğleden sonra onun köpeği veterinere siz götürüyor ve saatler harcıyorsanız, ama o sizin için aynı şeyi yapmıyorsa sizi sevmiyor…

Sizi sık sık arıyorsa seviyor

Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arıyorsa sizi seviyor…

Gelecekten hiç konuşmuyorsa sevmiyor

Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmuyor, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştiriyorsa sizi sevmiyor…

Ailesine ve arkadaşlarına hep sizden bahsediyorsa seviyor

Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatıyorsa sizi seviyor…

İlişkinizi bir sır olarak saklıyorsa sevmiyor

Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmıyor, arkadaşlarını hiç tanımıyor, ailesinin sizin farkınızda olduğundan emin değilseniz sizi sevmiyor…

Kısırlığın sebepleri


Kısırlık konusunda erken menopoz ya da erkekte hiç sperm hücresi bulunmaması durumlarında yardımcı yöntemlere başvurmanın anlamlı olmadığını belirten uzmanlar, bunların dışında kalan kısırlık vakalarında kısırlık tedavisinin mümkün olduğunu belirtiyor.

Kısırlığın çözümsüz olduğu vakalar enderdir. Ancak erken menopoz ya da erkekte hiç sperm hücresi bulunmaması durumunda yardımcı yöntemlere başvurmak anlamlı değil. Bunun dışında kalan kısırlık vakalarında ise sadece çocuk sahibi olma şansının azaldığı söylenebilir.

Tanının konabilmesi için tetkikler ve muayeneler adım adım uygulanır ve uzun zaman alabilir. Bu zaman doktorun problemi iyi anlamasına ve en etkili tedaviye karar vermesine yardım eder. Araştırmalar sonucu bir veya birden fazla kısırlık nedeni bulunabileceği gibi çiftlerin yaklaşık %15′inde kısırlığın nedeni saptanamaz.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy kadınlarda en çok görülen kısırlık nedenlerini şöyle özetliyor:

Kadındaki en önemli kısırlık sebepleri yumurtlama bozuklukları, tüplerin hasarlı veya tıkalı olması, endometriozis, rahim ağzına ait problemler ve alerjik nedenlerdir.

1. Yumurtlama bozuklukları

Kadında en sık görülen kısırlık nedeni yumurtlama bozukluklarıdır. Yumurtlama (yumurtanın yumurtalıklar dışına atılması) olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. Yumurtlama bozukluğu, yumurtlamanın hiç olmaması veya düzensiz ve seyrek olması anlamına gelir. Adetlerin seyrek veya hiç görülmemesi çoğu zaman bir yumurtlama bozukluğunu gösterir. Ancak adetlerin tamamen düzenli olduğu durumlarda da yumurtlama bozukluklarına rastlanabilir.

Yumurtlama bozuklukları başlıca üç grupta toplanabilir

- Yumurtalıklardaki yumurta üretimini uyaran hormonların doğuştan eksikliğine bağlı olarak beyin sapından salgılanamaması: Bu durumda kadında ergenlikten itibaren hiç adet kanaması görülmez.

- Beyin sapından (hipofiz) süt hormonu prolaktinin normalden fazla salgılanması: Bu durum genellikle bu bölgedeki iyi huylu bir tümörün varlığına bağlı olmakla beraber bazen hiçbir neden bulunamaz. İyi huylu tümörler cerrahi yollarla çıkarılabilir. Neden bulunamadığı durumlarda çeşitli ilaç tedavileriyle prolaktin seviyeleri düşürülerek yumurtlama normal hale getirilebilir.

- Polikistik over sendromu: Bu hastalığın tipik formunda genel olarak adetler düzensiz ve seyrektir (yılda 3 – 4 adet). Bazı hastalarda adetler hiç görülmezken diğerlerinde tamamen normal olabilir. Hastalar genellikle şişmanlamaya yatkındırlar. Ciltte ve saçlarda yağlanma, sivilce gibi problemler sıkça görülür. Yumurtalıklarda normalden fazla sayıda yumurta bulunmakta ve bunlar erkeklik hormonu salgılayarak normal yumurta gelişimini engellemektedir.

2. Tüplerin hasarlı ve tıkalı olması

Tüplerin kısmen veya tamamen tıkalı olması sperm ile yumurtanın buluşmasını engelleyerek döllenme ve gebeliği olanaksız kılar. Tüplerdeki bu hasar geçirilmiş enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş bir ameliyat sonrası kalan karın içi yapışıklıkları gibi birçok nedene bağlı olabilir. Tüpler bir dış gebelik sonucu da hasara uğrayabilir. Gelişmiş ülkelerde cinsel yollardan bulaşan enfeksiyonlar tüplerdeki hasarın en önemli nedenidir. Ülkemizde çocukluk çağında alınan verem mikrobu da tüplerde geri dönülemez hasar oluşturur.

3. Endometriozis

Endometriozis, rahim içini döşeyen dokunun (endometrium) rahim dışında gelişmesine denir. Endometriozis en sık olarak rahimi yerinde tutan bağlara yerleşir. Diğer sık görüldüğü bölgeler ise rahim yüzeyi, tüpler ve yumurtalıklardır. Endometriozis tıpkı rahim içini döşeyen doku gibi hormonlara duyarlı olup adet sırasında kanar. Karın içinde oluşan bu mikro kanamalar zamanla iltihap benzeri yangısal durum oluşturur ve yapışıklıklara sebep olur.

Endometriozis yumurtalıklarda yerleştiği zaman kist oluşumuna neden olur. Bu kistlere endometrioma adı verilir. Endometriozisin en önemli belirtileri adet öncesi ve adet sırasında ağrı, ilişki esnasında veya sonrasında ağrı, düzensiz şiddetli adetler ve kısırlıktır. Daha az görülen diğer belirtiler yorgunluk, adet esnasında bağırsak hareketlerinin şiddetlenmesi.

İshal, kabızlık gibi diğer sindirim sistemine ait belirtilerdir. Bunların yanı sıra endometriozis bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeyebilir. Endometriozisi olan kadınların yaklaşık yüzde 50′sinin çocuk sahibi olabilmeleri için tedavi gerekir. Yine kısırlık nedeni ile başvuran kadınların yaklaşık yüzde 25′inde endometriozis saptanır.

4. Rahim ağzına ait problemler

Rahim ağzındaki yapısal, enfeksiyona ait veya bu bölgedeki salgıya (mukus) ait bozukluklar kısırlık sebebi olabilir. Rahim ağzından salgılanan mukus spermlerin genital yoldan taşınmasını kolaylaştırır. Östrojen ve progesteron hormonları etkisi altında mukusun siklus sırasında miktarı ve niteliği değişir. Polip gibi iyi huylu tümörler veya bu bölgeye uygulanmış olan cerrahi girişimler kısırlığa neden olabilir.

5. Alerjik nedenler

Alerjik nedenler kısırlık nedeni olabilmekle birlikte teşhisleri ve tedavileri zordur. Alerjik neden spermlerde veya mukusta bulunabilir. Antisperm antikorları adı verilen bu alerjik durumların tedavi etkinliği belli değil ve tedavi edilen veya edilmeyenlerdeki gebelik oranları çok farklı değildir. Bu nedenle rutin olarak gerekliliği tartışmalıdır.
 

Top
logo